Master Admin

Master Admin

02 Haziran 2026 Salı

Adliyede Sanat Rüzgarı: Cezaevi Personeli ve Mahkumlar Ele Ele Verdi, 600 Eser Ortaya Çıktı!

Adliyede Sanat Rüzgarı: Cezaevi Personeli ve Mahkumlar Ele Ele Verdi, 600 Eser Ortaya Çıktı!
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Gaziantep Adliyesi’nde Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Karataş ev sahipliğinde Ceza İnfaz Personeli Günü dolayısıyla “Resim ve El Sanatları Sergisi” düzenlendi. Sergide cezaevi personeli ve mahkumlar tarafından hazırlanan 600’den fazla eser, ziyaretçilerin beğenisine sunuldu.

Gaziantep Adliyesi Ek Hizmet Binasında düzenlenen Resim ve El Sanatları Sergisine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Yusuf Kaya, Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Karataş, GBB Başkanvekili Zehra Ünal, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, Şehitkamil Belediye Başkanı Umut Yılmaz, İl Emniyet Müdürü Celal Özcan, İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Halil Şen, davetliler ve basın mensupları katıldı.

600’DEN FAZLA ESER SERGİLENDİ
6 Haziran Ceza İnfaz Personeli Günü dolayısıyla düzenlenen sergide mahkum ve hükümlüler tarafından hazırlanan bakır, sedef ve filografi gibi 600’den fazla eser sergilendi.

CUMHURİYET BAŞSAVCISI KARATAŞ TEŞEKKÜR ETTİ
Serginin açılışında konuşan Gaziantep Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Karataş, “Bu sergide yer alan çalışmalar, bir yıllık yoğun emek, sabır ve kolektif üretim sürecinin sonucunda ortaya çıktı. Sergi, 6 Haziran Cezaevi Personelleri anısına ve onların süreç boyunca sundukları değerli katkılara ithafen düzenlendi. Eserlerin oluşumunda destek veren tüm cezaevi personeline ve eser sahiplerine teşekkür ederiz” ifadelerini kullandı.

SERGİ HAKKINDA
Sergiye ilişkin Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan değerlendirmede, “Bu üretim sürecinde sanat; yalnızca estetik bir ifade alanı değil, aynı zamanda kültürel hafızayı taşıyan bir aktarım biçimi olarak ele alınmıştır. Çalışmalarda sanat tarihinin farklı dönemlerinden, özellikle Pop Art anlayışından ve klasik Batı resim geleneğinden izler görülmektedir. Bunun yanında Gaziantep’in köklü kültürel mirası da eserlerin temel kaynaklarından biri olmuştur. Zeugma Mozaikleri’nin görsel diliyle cezaevleriyle özdeşleşmiş boncuk işçiliğinin bir araya gelişi; geleneksel üretim biçimleri ile çağdaş yorum arasında yeni bir bağ kurmaktadır. Sergide ayrıca Gaziantep’e özgü bakır işçiliği, sedef işleme geleneği ve Türk kültüründe önemli bir yere sahip olan filografi sanatının izleri de yer almaktadır. Sanat tarihinin önemli isimlerinden Leonardo da Vinci, Vincent van Gogh, Johannes Vermeer ve Frida Kahlo’nun eserleri, çağdaş ve vektörel yorumlarla yeniden ele alınarak izleyiciyle buluşturulmuştur. Bunun yanı sıra, Osman Hamdi Bey’in hocası olan Jean-Léon Gérôme’un bir eseri filografi tekniğiyle yeniden yorumlanmıştır. Bu sergi; geçmiş ile bugünü, geleneksel el işçiliği ile çağdaş görsel dili ve kültürel miras ile bireysel emeği aynı zeminde buluşturmayı amaçlamaktadır” denildi.

Devamını Oku

19 Mayıs: Bir Milletin Yeniden Ayağa Kalktığı Gün

19 Mayıs: Bir Milletin Yeniden Ayağa Kalktığı Gün
0

BEĞENDİM

ABONE OL


19 Mayıs 1919…
Sadece bir tarih değil, bir milletin kaderini değiştiren ilk adımdır. Umutsuzluğun Anadolu’yu sardığı, işgal kuvvetlerinin memleketin dört bir yanında kol gezdiği bir dönemde, Samsun’a çıkan bir lider ve onun arkasında yeniden dirilmeye hazır bir millet vardı.
Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a Çıkışı ile başlayan süreç, aslında Türk milletinin yeniden “Ben buradayım” deyişidir. O gün yakılan bağımsızlık meşalesi, kısa sürede tüm Anadolu’ya yayılmış, milletin iradesi esaret zincirlerini parçalamıştır.
Bugün 19 Mayıs’ı yalnızca törenlerle, marşlarla ya da resmi kutlamalarla anmak yeterli değildir. Çünkü bu bayramın özü; cesaret, kararlılık ve gençliğe duyulan güvendir. Mustafa Kemal Atatürk, bu anlamlı günü gençlere armağan ederken aslında Cumhuriyet’in geleceğini de gençlerin omuzlarına emanet etmiştir.
Gençlik; sadece yaş meselesi değildir. Gençlik, ülkesini seven, sorgulayan, üreten, çalışkan ve umudunu kaybetmeyen insanların ruhudur. Bugün Türkiye’nin en büyük ihtiyacı da tam olarak budur. Daha çok çalışan, daha çok üreten, bilime ve akla sarılan bir nesil…
19 Mayıs bize şunu hatırlatır:
Bir millet, inancını kaybetmediği sürece asla yenilmez.
Aradan geçen yıllara rağmen o ruh hâlâ yaşıyor. Stadyumlarda dalgalanan bayraklarda, okul sıralarında kurulan hayallerde, memleketi için mücadele eden gençlerin gözlerinde o ilk adımın izleri hâlâ görülüyor.
Bu nedenle 19 Mayıs sadece geçmişi anma günü değil, geleceğe bakma günüdür. Çünkü bağımsızlık bir kez kazanılıp kenara bırakılacak bir miras değil; her neslin koruması gereken büyük bir emanettir.
Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kurtuluş kahramanlarını rahmet ve minnetle anıyor; milletimizin ve özellikle gençlerimizin Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyorum.
Mehmet Yont

Devamını Oku

ÇİRKEFLİK VE SON ÇIRPINIŞLARLA SİYASET OLMAZ

ÇİRKEFLİK VE SON ÇIRPINIŞLARLA SİYASET OLMAZ
0

BEĞENDİM

ABONE OL

BASIN BÜLTENİ

KİŞİSEL HESAPLAR KENDİ PARTİSİNE, ŞEHRİN VE DAVANIN GELECEĞİNE ZARAR DEMEK.
Zafer Partisi Kurucular Kurulu Üyesi Mehmet Pamuk, son günlerde siyasi kulislerde oluşturulmaya çalışılan algı operasyonları ve karalama girişimleri hakkında dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
Gaziantep siyasetinde uzun yıllardır aynı yapıların, aynı yöntemlerle insanları yıpratmaya çalıştığını ifade eden Pamuk, yaşanan tartışmaların arka planında kişisel hesaplaşmalar ve koltuk kaygıları olduğunu belirtti.
Mehmet Pamuk sözlerine şöyle başladı:
“Bir şehirde değişim başladığında, yıllardır aynı düzenin içinde kendisini vazgeçilmez gören bazı çevreler paniğe kapılır. Çünkü etkileri azaldıkça, kontrol alanları daraldıkça ve eski güçlerini kaybettikçe, son çırpınışlarını karalama kampanyalarıyla göstermeye çalışırlar. Bu durum yalnızca siyasete değil, temsil ettiklerini iddia ettikleri yapılara da zarar verir.”
Pamuk, siyaset kurumunun kişisel husumetlerin veya geçmiş hesapların merkezi haline getirilmemesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“İnsanlar görüşebilir, ziyaret edebilir, konuşabilir. Siyasetin doğasında iletişim vardır. Ancak bunu fırsata çevirip kendi iç hesaplaşmalarını başka isimler üzerinden yürütmeye çalışanlar, aslında kendi acziyetlerini ortaya koymaktadır. Birilerini hedef göstererek, isimler üzerinden kriz üretmeye çalışarak siyaset yapılmaz. Bu yaklaşım ne topluma fayda sağlar ne de temsil edildiği düşünülen camiaya katkı sunar.”
Gaziantep’in yıllardır gereksiz kutuplaşmalarla yorulduğunu ifade eden Mehmet Pamuk, şehir siyasetinin artık dedikodu ve perde arkası hesaplarla değil; ekonomi, güvenlik, gençlik, üretim ve şehir vizyonu üzerinden konuşulması gerektiğini söyledi.
Pamuk şöyle devam etti:
“Bugün Gaziantep’in gerçek gündemi bellidir. Esnafın durumu ortadadır. Sanayi küçülmektedir. Gençler gelecek kaygısı yaşamaktadır. Şehir güvenliği ve sosyal yapı her geçen gün daha fazla tartışılmaktadır. Böyle bir ortamda bazı çevrelerin hâlâ kimin kiminle görüştüğü üzerinden siyaset üretmeye çalışması, aslında şehir gerçeklerinden ne kadar koptuklarını göstermektedir.”
Siyasi rekabetin ahlaki sınırlar içinde kalması gerektiğini vurgulayan Pamuk, “kimsenin geçmiş söylemleri üzerinden linç siyaseti kurmaya çalışmasının doğru olmadığını” belirterek şu değerlendirmelerde bulundu:
“Dün başka düşünmüş olabiliriz, bugün başka değerlendirmeler yapabiliriz. Siyaset yaşayan bir süreçtir. Ancak birilerinin sürekli eski tartışmaları kaşıyarak kendisine alan açmaya çalışması artık toplumda karşılık bulmuyor. İnsanlar hizmet görmek, çözüm görmek ve samimiyet görmek istiyor.”
Mehmet Pamuk, son dönemde oluşturulmaya çalışılan manipülatif gündemlerin arkasında, etkisini kaybetmiş bazı yapıların bulunduğunu ifade ederek, Arkasında duranlarında bu süreçte ve sonrasında kendilerinine’de zarar verdiklerini anlayacaklardır. Açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Şunu herkes bilmelidir; kimse bu şehirde korku iklimi oluşturarak siyaset dizayn edemez. İnsanları hedef göstererek, isimler üzerinden algı operasyonu yaparak sonuç alınamaz. Son çırpınışlarla gündem oluşturmaya çalışanlar, önce kendi iç muhasebelerini yapmalıdır. Birilerini aşağı çekmeye çalışarak yükselmek mümkün değildir. Bu anlayışın ne siyasete ne şehre ne de temsil edildiği iddia edilen yapılara faydası vardır. Dünün siyasi koridorlarında güç devşiren anlayışların devri kapanmaktadır. Gaziantep artık kavga değil; akıl, üretim, birlik ve gerçek çözüm görmek istemektedir.”

Devamını Oku

“KAPANAN KAPILAR AÇILAN YARALAR”

“KAPANAN KAPILAR AÇILAN YARALAR”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

TÜRKLÜK, ADALET, SİYASAL VE TOPLUMSAL HAFIZAYA DAİR ÇARPICI BİR ESER.
OKUYUCUYU İÇİNE ÇEKEN İNTERAKTİF BİR DÜŞÜNCE ESERİ OLARAK RAFLARDA..

Yazar Mehmet Pamuk’un uzun yıllara dayanan siyasi, ticari ve toplumsal tecrübelerini kaleme aldığı “Kapanan Kapılar Açılan Yaralar” isimli kitap okuyucuyla buluştu. Türklük, adalet, siyaset ve toplumsal dönüşüm başlıklarında derin analizler içeren eser; son yıllarda yaşanan sosyal ve ekonomik kırılmaları çok boyutlu bir bakış açısıyla ele alıyor.

Gaziantep’in öz evladı Mehmet Pamuk tarafından kaleme alınan eser; sadece bir anlatı değil, aynı zamanda okuyucuyu aktif düşünmeye sevk eden, sorgulama kültürünü besleyen ve not alma refleksi oluşturan interaktif bir çalışma olarak dikkat çekiyor.

Editörlüğünü Elif Özmen’in yaptığı, tasarım sürecini Erdal Özmen’in üstlendiği ve Kadran Yayınevi tarafından yayımlanan kitap, yoğun bir emeğin ve uzun yıllara dayanan saha gözlemlerinin ürünü olarak raflardaki yerini aldı.

Mehmet Pamuk sözlerine şöyle başladı:
“Bu çalışma yalnızca okunup geçilecek bir metin değildir. Okuyucunun satırların içine girdiği, sorular sorduğu, notlar aldığı ve kendi zihninde yeni değerlendirmeler yaptığı bir düşünce alanı oluşturmayı amaçladık. Her bölüm, okuyucuyla karşılıklı bir sorgulama zemini kurmaktadır.”

Pamuk, eserin en önemli yönlerinden birinin interaktif sorgulama yapısına sahip olması olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

“Kitapta ele alınan her konu, okuyucunun kendi yaşantısıyla, çevresiyle ve toplumsal gerçeklerle bağ kurabileceği şekilde kurgulandı.

Bu nedenle eser, sadece okunmaz; aynı zamanda düşünülür, tartışılır ve yeniden yorumlanır.”

Pamuk, Gaziantep kimliğinin eser üzerindeki etkisine de dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Gaziantep’in sosyal dokusu, ticari hafızası ve kültürel birikimi bu kitabın her satırına yansımıştır.

Bu şehirde büyümüş olmanın getirdiği gözlem gücü, eserin temel omurgasını oluşturmuştur.”
Kitap; Türklük bilinci, adalet sistemi, siyasal yapı, ekonomik dönüşüm, gençliğin yön arayışı ve toplumsal hafıza gibi başlıkları çok katmanlı bir şekilde ele alırken, okuyucunun pasif bir izleyici değil, aktif bir düşünce katılımcısı olmasını hedefliyor.

Mehmet Pamuk sözlerine şöyle devam etti:
“Toplumların gelişimi, yalnızca bilgiyle değil; o bilginin sorgulanmasıyla mümkündür. Bu kitap, okuyucunun zihninde soru üretmeyi hedefleyen bir yapıya sahiptir. Her bölüm, yeni bir düşünce kapısı açmak için tasarlandı.”

Pamuk, kitabın aynı zamanda bir farkındalık çağrısı olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Amacımız hazır cevaplar vermek değil; doğru soruları sordurabilmektir. Çünkü doğru sorular, doğru toplumların temelini oluşturur.”

Mehmet Pamuk sözlerini şöyle tamamladı:
“Kapanan Kapılar Açılan Yaralar, sadece bir kitap değil; okuyucusuyla birlikte büyüyen, sorgulayan ve derinleşen bir düşünce yolculuğudur. Her okuyucu, bu eserde kendi kapısını kapatıp kendi yarasını açacaktır; ama aynı zamanda kendi gerçeğini de bulacaktır.” Dedi.

Devamını Oku

GAZİANTEP’TE ALTYAPI KRİZİ:

GAZİANTEP’TE ALTYAPI KRİZİ:
0

BEĞENDİM

ABONE OL

“HER YAĞMURDA AYNI TABLO, BU ARTIK DOĞAL DEĞİL YÖNETİM ZAFİYETİDİR”

Zafer Partisi Kurucular Kurulu Üyesi Mehmet Pamuk, Gaziantep’te her yağış sonrası yaşanan altyapı sorunlarına ilişkin sert açıklamalarda bulundu. Kent genelinde yolların kapanması, su baskınlarının artması ve günlük hayatın durma noktasına gelmesinin kabul edilemez olduğunu vurgulayan Pamuk, yaşananların “doğal değil, yönetimsel bir sorun” olduğunu ifade etti.

Mehmet Pamuk sözlerine şöyle başladı:
“Her yıl, her yağmurda aynı manzarayı yaşıyoruz. Bu artık olağan bir durum değil; açık bir altyapı yetersizliğidir. Yağmurun yağması bahane değildir. Çünkü sorun bir defaya mahsus değil, sistematik şekilde tekrar etmektedir.”

Pamuk, şehir genelinde altyapı eksikliğinin tüm kesimleri etkilediğini belirterek şunları söyledi:
“Gaziantep’in en zengin semtinde de, en dar gelirli mahallesinde de tablo aynıdır. Yağmur yağıyor ve şehir kilitleniyor. Bu, şehir yönetiminin uzun vadeli planlama yapmadığını ve mevcut sorunları çözmek yerine ötelediğini göstermektedir.”
Mehmet Pamuk sözlerine şöyle devam etti:
“Geçmişte, dönemin şartlarına göre yapılan altyapı çalışmalarıyla bu kadar yoğun sorunlar yaşanmıyordu. Bugün ise aradan geçen yıllara rağmen altyapı güçlendirilmemiş, aksine artan nüfus ve yapılaşmaya rağmen sistem aynı bırakılmıştır. Bu da mevcut yükü taşıyamayan bir şehir ortaya çıkarmıştır.”

Pamuk, belediyecilik anlayışını eleştirerek şu ifadeleri kullandı:
“Şehir yönetimi, asli görevlerinden uzaklaşmış durumdadır. Altyapı gibi hayati bir mesele çözülmeden, farklı alanlara yönelmek doğru değildir. Vatandaşın günlük hayatını doğrudan etkileyen sorunlar varken, önceliklerin başka alanlara kaydırılması ciddi bir yönetim hatasıdır.”

Pamuk, altyapı eksikliğinin sadece teknik değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal sonuçları olduğuna dikkat çekti:
“Her yağmurda iş yerleri zarar görüyor, ulaşım aksıyor, vatandaş mağdur oluyor. Bu durum hem ticareti hem de şehir yaşamını olumsuz etkiliyor. Uzun vadede bu tablo, şehirden göçü dahi tetikleyebilir. İnsanlar yaşanabilir bir şehir ister.”

Mehmet Pamuk sözlerini şöyle tamamladı:
“Bu sorun artık ertelenemez. Gaziantep’in acil ve kapsamlı bir altyapı reformuna ihtiyacı vardır. Bahanelerle değil, somut projelerle hareket edilmelidir. Aksi halde her yağmur, aynı krizi yeniden yaşatmaya devam edecektir. Bu şehir bunu hak etmiyor.” diyerek uyardı.

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.