Reklam
Reklam
Türkiye’ye dönüşleri sağlanan Küresel Sumud Filosu’ndaki Türk aktivistler ifade verdi
183 okunma

Türkiye’ye dönüşleri sağlanan Küresel Sumud Filosu’ndaki Türk aktivistler ifade verdi

İsrail tarafından uluslararası sularda saldırıya uğrayıp alıkonulduktan sonra Türkiye'ye dönüşleri sağlanan Küresel Sumud Filosu'ndaki Türk aktivistlerin savcılıkça bilgi sahibi olarak ifadeleri alındı. Bazı yabancı aktivistlerin de savcılıkça bilgi sahibi olarak ifadeleri alındı.

ABONE OL
Ekim 5, 2025 12:00
Türkiye’ye dönüşleri sağlanan Küresel Sumud Filosu’ndaki Türk aktivistler ifade verdi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İsrail’in Küresel Sumud Filosu’na saldırısının ardından uluslararası sularda Türk vatandaşlarının alıkonulmasına ilişkin başlatılan soruşturma sürüyor. Bu kapsamda, İsrail’den İstanbul’a getirildikten sonra Adli Tıp Kurumu’na götürülen Türk aktivistler, sıhhat kontrolünden geçirilmelerinin ardından bilgi sahibi olarak burada savcılığa anlatım verdi. Aktivistlerden Haşmet Yazıcı ifadesinde, aleni denizde gemilerine dronla bombalı saldırıları düzenlendiğini, bu saldırılarda fiziki yaralanmalar olduğunu ve yelkenin yandığını anlatım etti. Hücum botlarıyla gelenlerin teknelerini taciz ettiğini ve batırmak istediğini belirten Yazıcı, daha sonrasında İsrail’e ait komandoların tam teçhizatlı bir şekilde tekneye çıktıklarını ve kontrolü ele aldıklarını söyledi. REKLAM Yazıcı, limanda 3 saat boyunca elleri arkada, kafaları yere bastırılmış şekilde beton zeminde oturduklarını kaydederek, kendilerine fena muamelede bulunulduğunu anlatım etti. Askerlerin kendilerine, “Gazze’ye gidiyormuşsunuz, gelin de İsrail hapislerinde tatilinize devam edin. Artık sizin için yeni bir süreç başlıyor.” şeklinde tehditvari konuştuğunu belirten Yazıcı, “Bu esnada alanda yaşlı ve zayıf olan, o pozisyonda saatlerce duramayan kişileri pozisyon değiştirdiklerinde tekmeyle kafalarını yere bastırmak suretiyle secde pozisyonunda aksi kelepçeleyip 1-2 saat beklettiler.” diye konuştu. Yazıcı, Türkçe anlatım vermek istediklerini söylediklerinde kendilerinin başında bekleyen kadın emniyet görevlisinin “Pis Türkler, zaten pasaklı kokuyorsunuz.” dediğini, ırkçılık yaptıklarını söylediğinde ise tehdit edildiğini anlatım etti. Alıkonuldukları süre boyunca kendilerine ne cin sorular yöneltildiğinin sorulması üzerine Yazıcı, “Bize sebep İsrail topraklarına izinsiz girdiğimizi sordular. Ben de ‘Biz İsrail topraklarına girmedik, bizi uluslararası sularda cebren kaçırdınız.’ dedim. Gazze’ye sebep gittiğimizi sordular. Ben de orada soykırım olduğunu, çocukları öldürdüklerini, yardım malzemeleri götürdüğümüzü, gene uluslararası hukuka müsait olarak Gazze’ye gitmek için yola çıktığımızı söyledim.” dedi. REKLAM Yazıcı, kendilerine 3 kağıt imzalatılmaya çalışıldığını, kendisinin İbranice bilmediği için bu kağıtları imzalamadığını söyledi. “Sayısız kere taciz edip fiziksel müdahalede bulundular” Aktivistlerden Bekir Develi ifadesinde, Gazze’ye insani yardım götürmek üzere giderken uluslararası sularda müdahaleye uğradıklarını, İsrail askerleri tarafından psikolojik ve fiziksel şiddet uygulandığını, ellerinin arkadan sıkı şekilde kelepçelendiğini ve bu nedenle morardığını anlatım etti. Kendilerine alıkonulduktan 2 gün sonra yemek verildiğini, 4 gün boyunca ab verilmediğini ve istediklerinde ise fiziksel müdahalede bulunduğunu kaydeden Develi, “Namaz kılmaya çalıştığımızda bizlere müdahalede bulunuyorlardı. Teknedeyken dronla sayısız kere taciz edip fiziksel müdahalede bulundular. Kendi saldırı botlarıyla da teknemizin yanından geçerek batırmaya çalıştılar. Yanımda bulunan tüm kişisel eşyalarım param, bu kişiler tarafından çalındı.” dedi. “Avrupa vatandaşlarına böyle bir muamelede bulunmadılar” Aktivistlerden Mesut Çakar ise ifadesinde, alıkonulduktan sonra limana vardıklarında, aksi kelepçe pozisyonunda, sıcak asfalt üzerinde başları yerde olacak şekilde yaklaşık 1 saat bekletildiklerini, bu sırada gemiden Mustafa Çakmakçı isimli arkadaşının kolunun kırıldığını söyledi. REKLAM Daha sonra aka bir salona götürüldüklerini burada üst araması ve pasaport kontrolü yapıldığını, kendisinden 3 kağıt imzalanmasının istendiğini belirten Çakmakçı, şunları kaydetti: “Orada bulunan Avrupa vatandaşlarına böyle bir muamelede bulunmadılar. Sadece Türk vatandaşlarına karşı aşağılayıcı davranışlarda bulundular. Bana ait olan bazı kişisel malzemelerimi çaldılar. Polis aracının içinde kafes gibi bir meydan vardı. Buraya 2 şahıs bile zor sığardı. Bu alanda yaklaşık 2 saat yolculuk yaptık ve bizi İsrail hapishanesine götürdüler. İsrail hapishanesinde bulunan kafes gibi bir alanda yaklaşık 2-3 saat beklettiler. Hapishanedeyken bize ab vermediler. Cezaevinde yaklaşık 3 gün kadar bulunduk. Bu süre zarfında tuvalet çeşmesinden ab içtik. Avustralya vatandaşı olan Ebubekir isimli arkadaşımızı biricik başına sorguya alıp darp ettiler. Astım hastalığı bulunan 2 vatandaş soluk alıp vermekte zorlanıyordu. Bunlara ilaç dahi vermediler. Ayrıca, hapishanede 2 saatte bir bizi uyandırıyorlardı. Yer değişikliği yapıyorlardı. İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir isimli şahıs hapishaneye geldi. Ardından bizi kafes ve hücrelere böldüler. Sıklıkla hücrelerden alıp aleni alanlara, kafeslere koydular. Karşımızda gülerek sigara içip, fotoğraf ve videolarımızı çektiler.” REKLAM BAZI YABANCI AKTİVİSTLERİN DE İFADESİ ALINDI İsrail tarafından uluslararası sularda saldırıya uğrayıp alıkonulduktan sonra Türkiye’ye dönüşleri sağlanan Küresel Sumud Filosu’ndaki bazı yabancı aktivistlerin savcılıkça bilgi sahibi olarak ifadeleri alındı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, İsrail’in Küresel Sumud Filosu’na saldırısının ardından uluslararası sularda Türk vatandaşlarının alıkonulmasına ilişkin başlatılan soruşturma sürüyor. Bu kapsamda, İsrail’den İstanbul’a getirildikten sonra sıhhat kontrolü için Adli Tıp Kurumu’na götürülen ve soruşturma için anlatım vermek isteyen bazı yabancı aktivistlerin bilgi sahibi olarak ifadeleri alındı. Aktivistlerden Fas vatandaşı Ayoub Habraouı ifadesinde, İsrail askerlerinin botlarla gemiyi durdurup, gemiye çıktığını ve deniz suyuyla ıslanmaları için kendilerini bilhassa geminin ön tarafına koyduklarını belirtti. Kendilerini limana götürenlerin diz çöktürüp, silahın dipçiğiyle sırtlarına doğru vurduğunu söyleyen Habraouı, “Tokat attılar. Sanıyorsam bunları yapanlar İsrail’in özel kuvvetleriydi. Daha sonra özel kuvvetlerin başındaki şahıs bizim görüntümüzü alarak, ‘Biz teröristleri yakaladık.’ şeklinde yayın yaptı. Bize plastik aksi kelepçe yaptılar. Gözlerimizi bağladılar bir arabaya koydular. Yaklaşık 3 saat gözlerimiz kapalı şekilde bizi bir cezaevine götürdüler. Arabanın içinde de sürekli ana ve babama yönelik, söylemek istemediğim hakaretlerde bulundular. İbranice konuşuyorlardı.” dedi. “Yemek verdiler ancak ab vermediler” Habraouı, cezaevinde 3 gün kaldığını kaydederek, “Bize cezaevindeyken yemek verdiler ancak ab vermediler. ‘Susadıysanız musluktan için.’ diyorlardı. Ben zaten yemek yemedim, açlık grevindeydim. Bizi uyutmamaya çalışıyorlardı. İki saatte bir silah ve köpeklerle baskın yapıyorlardı. 10 benlik bir koğuşta, herhangi bir yakınımıza ya da hukuki desteğe ulaşmamızı engellediler. 3 gün kaldıktan sonra Eilat Havalimanına mahpushane arabalarıyla götürdüler. Havalimanında pasaportlarımızı verdiler ve Türkiye’ye gönderdiler.” ifadelerini kullandı. Kendilerine bir şey sormadan uçağa bindirildiklerini anlatım eden Habraouı, şöyle devam etti: “Uçak da Türkiye’ye gelmiş. Uçakta ve Türkiye’de fazla hoş karşılandık ve şu anda buradayım. Şu anda vücudumda herhangi yaralanamam yoktur. Bana vurduklarında canım acıdı. Tek başımaydım. Üzerimde bulunan 300 doları cezaevine giderken arabaya binmeden önce İsrailli bir polis zorla cebimden yağmaladı. Bize, ‘Daha sonra bu parayı havalimanından alırsınız.’ dediler ancak herhangi bir nakit alamadım. İsrail’de hakkımda herhangi bir hukuki işlem olmadı. Yalnızca beni direk alıp cezaevine sorgusuz sualsiz götürdüler. Bize, ‘Siz Hamassınız’ diyerek bağırdılar. İsrailli askerlerin ve polislerin hepsinin yüzü kapalıydı herhangi bir kimlik bilgisi edinemedim.” Habraouı ifadesinde, “Gazze’ye insani şekilde yardım götürmek için insani duygularla hareket etmemize rağmen uluslararası hukuk kurallarını çiğneyen ve bizi gasbeden, bize fena muamele yapan İsrail Devleti’nden, İsrailli yetkililerden, asker ve polislerinden uluslararası hukuk tarafından ceza mahkemelerinde yargılanmaları için davacı ve şikayetçiyim.” dedi. “Bize hiçbir şekilde saygı duymuyorlardı” Aktivistlerden İngiltere vatandaşı Evie Rose Snedker ifadesinde, bulunduğu geminin etrafının kuşatıldığı daha sonra gelenlerin silahlarla gemiye çıktığının söyledi. Tuvalete gitmelerine müsaade edildiğini kaydeden Snedker, “Ancak bize yemek vermediler. Battaniye gibi ihtiyacımız olan eşyalardan verilmedi. Gemide benim kaptan olduğum düşünüldüğü için bana karşı sözlü tacizde bulundular. Fiziksel herhangi bir müdahaleleri olmadı. Aşdod Limanı’na geldiğimizde kollarımdan sıkarak beni ittirdiler. Etrafımıza baktığımız anlarda kafamızdan bastırarak bizleri yere baktırdılar. Üzerimizdeki tüm takı ve kişisel eşyaları zorla aldılar.” ifadelerini kullandı. Snedker, limanda bekledikleri sırada ayağına vurulduğunu ve fiziksel şiddete uğradığını anlatarak, ifadesinde şunları söyledi: “Fotoğraflarımızı çekerek, İsrail’e yasal olmayan yollardan girdiğimizi söyleyerek zorla bir kağıt imzalatmaya çalıştılar. Daha sonra beni bir avukatla görüştürdüler. Bu avukatla görüştükten sonra kağıdı imzaladım. Ayrıca İsrail’den gitmek istediğimizi bize zorla söyletmeye çalıştılar. Bu sırada zorla pasaportumu ve saatimi aldılar. Bu esnada bizleri kelepçelediler. Kelepçeleri o kadar sıktılar ki bileklerimiz yaralandı. Yaklaşık burada 3-4 saat bekletildik. Daha sonra dışarı çıkarıldık. Bu sırada bir tane kadın asker kolyemi çekip aldı. Saçımı çekerek ve canımı acıtarak saçımdaki tokaya kadar aldılar. Bir asker hem dedektörle hem de elleriyle beni 2 kere aradı. Ararken özel bölgelerimi insan onuruna yakışmayacak şekilde dokunarak aramaya çalıştılar. Özel bölgeme elleriyle vurdular. Bize hiçbir şekilde saygı duymuyorlardı.” Otobüste, havasız şekilde uzun süre bekletildiklerini söyleyen Snedker, bu sırada bir kadının panik atak geçirdiğini ancak dışarı çıkmasına ruhsat verilmediğini belirtti. Snedker, daha sonra mahpushane gibi bir yere götürüldüklerini ve 2 gün orada kaldıklarını söyleyerek, şunları kaydetti: “Burada kaldığımız süre boyunca bizlere yemek ve ab vermediler. Tuvalete gitmemize mani oldular. Tuvaletler hiç hijyenik olmayan şartlardaydı. Uyumamıza ruhsat vermediler. Saat başı ışıkla ve duvara vurarak bizleri uyandırdılar. Bulunduğumuz oda ufak ve fazla sıcaktı. 5 benlik odada 15 şahıs kalıyorduk. Neredeyse üst üste uyuyacaktık. Çoğu kişinin darp edildiğini duydum. Alerjik bir hastalığımdan ötürü kullanmam gereken bir ilaç vardı. Bu ilacı limandayken benden almışlardı. İsrail askerlerine ilacı vermezlerse öleceğimi söylememe rağmen onlar bana, ‘Umurumuzda değil’ diyerek vermeyi reddettiler. Hatta astımı olan bir kişiye dahi ilacını vermediler.” Süreç boyunca hukuki ve diplomatik destek alamadıklarını anlatım eden Snedker, yakınlarıyla irtibata geçmelerinin engellendiğini söyleyerek, “Alıkonulduğumuz süreçte bizi resmi görevli olduğunu düşündüğümüz bir şahıs bize bazı sorular sordu. Verdiğimiz cevaplar karşısında not aldı. Bu kişiye bizlere fena davranıldığını söyleyerek, ab verilmesini istedik. Ancak bu isteğimiz reddedildi. Oradaki koşullardan ötürü enfeksiyon kaptım ve şu lahza acil olarak hastaneye sevk edileceğim. Bizi İstanbul Havalimanı’nda ve burada fazla iyi karşıladılar. Türk yetkilileri tarafından gösterilen ilgi ve alakadan ötürü fazla minnettarım.” dedi. “Bu süreçte tuvalet, yemek gibi insani ihtiyaçlarımızın hiçbiri karşılanmadı” Aktivistlerden Tunuslu Abdallah Messaoudı ifadesinde, İsrail askerlerinin yaklaşık 24 saat kendilerini ablukaya alarak gemide beklettiklerini söyledi. Bu esnada gemide bulunan herkesin ellerini kelepçeleyip neredeyse üst üste koyduklarını kaydeden Messaoudı, “Başımızda silahlı askerler bekliyordu. Bu esnada tuvalet ve yemek gibi insani ihtiyaçlarımızı karşılamamıza ruhsat vermediler. Daha sonra İsrail askerleri silah zoruyla bizi gemiden çıkararak İsrail’de bulunan göçmen merkezine götürdüler. Bizi gemiden çıkardıkları esnada geminin üzerinde dronlarla daimi görüntü alıyorlardı. Göç merkezinden sonra bizi aleni bir alana götürdüler. Ellerimizi ve gözlerimizi bağladılar. Yaklaşık 20 saat boyunca bu şekilde bekledik. Bu süreçte tuvalet, yemek gibi insani ihtiyaçlarımızın hiçbiri karşılanmadı.” ifadelerini kullandı. Messaoudı, göç merkezinde parmak izlerinin ve retinalarının alındığını belirterek, “Üst araması yaptılar. Gemiye baskın esnasında cep telefonlarımızı denize atmıştık. Bunun dışında üzerimizde bulunan para, saat, powerbank gibi tüm eşyalarımız zorla alındı ve iade edilmedi. Bu süreçte darp edilmedim ancak psikolojik şiddete maruz kaldım. Burada bize zorla pek fazla evrak imzalatmaya çalıştılar. Hatırladığım kadarıyla bunlardan biri İsrail sınırlarına yasadışı girdiğimize dair evraktı. Diğeri ise rızamızla deport edilmek istediğimize dair evraktı.” diye konuştu. İfadesini Messaoudı, şöyle sürdürdü: “Ellerimizi ve gözlerimizi bağlayarak hayvanların bile durmayacağı bir aracın içerisindeki kafese koyarak cezaevine götürdüler. Bu esnada köpekleri kafeslerin üzerine saldılar. Bu yolculuk yaklaşık 3,5 saat sürdü. İsrail askerleri bu esnada uyumayalım diye ellerindeki coplarla daimi kafeslere vurdular. Cezaevinde bize fazla fena davrandılar. Burada geçirdiğimiz 2 gün boyunca uyumamıza ruhsat vermediler. İnsani ihtiyaçlarımızı karşılamamıza mani oldular. 3’üncü gün ise bizi Ramon Havalimanı’na götürerek deport ettiler. Tüm bu süreç boyunca fiziki şiddete de maruz kaldım. Ancak gördüğüm kadarıyla vücudumda herhangi bir leke kalmamıştır. Ayrıca gözaltına alınırken çıplak arama yapıldı.” Messaoudı, askerlerinin aka çoğunluğunun yüzlerinin ve üniformadaki yazan isimlerinin kapalı olduğunu kaydederek, “Süreç boyunca hukuki ve diplomatik destek almamız tüm taleplerimize rağmen engellendi. Yakınlarımızla irtibat kurmamız da aynı şekilde engellendi. Gözaltında olduğumuz esnada saatin kaç olduğunu dahi söylemiyorlardı. Gemide bulunan insani yardım malzemelerini kullanılamaz hale getirdiler. Denize atarak imha etmemelerinin sebebi malzemelerin dalgalar vasıtasıyla Gazze’ye ulaşmasını istememeleridir.” ifadelerini kullandı. “Pek fazla evrak imzalatmaya çalıştılar ancak hiçbirini imzalamadık” Aktivistlerden Ürdünlü Abdullah Yonuis Mohammad Ghabbash ise ifadesinde, İsrail askerleri tarafından silah zoruyla gemiden çıkarıldıkları esnada dronla görüntülerinin çekildiğini, elleri ve gözleri bağlı olarak 20 saat beklediklerini belirtti. İsrail askerlerinin kendilerine bazı sorular sorduğunu belirten Ghabbash, “Ancak bunun resmi bir anlatım işlemi olup olmadığını bilmiyorum. Anladığım kadarıyla orada askeri bir yargıç de vardı. Bize pek fazla evrak imzalatmaya çalıştılar ancak hiçbirini imzalamadık. Bu esnada, ‘Nereden, nasıl geldin?’, ‘Hamas’a bağlı teröristlerden misin?’, ‘Hamas size kaç nakit verdi?’, ‘Siz terörist misiniz?’ şeklinde sorular soruldu.” dedi. Ne olmuştu? İsrail ordusu, 1 Ekim’de Gazze’ye insani yardım taşıyan Küresel Sumud Filosu’na saldırmış ve filodakileri yasa dışı şekilde alıkoymuştu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, saldırının ardından uluslararası sularda Türk vatandaşlarının alıkonulmasına ilişkin “Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ndeki düzenlemeler”, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 15. maddesindeki yetki kuralları ve Türk Ceza Kanunu’nun 12. ve 13. maddelerindeki vazife kuralları çerçevesinde “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması”, “nitelikli yağma”, “mala ziyan verme” ve “eziyet” suçlarından soruşturma başlatmıştı. Soruşturma kapsamında, Türkiye’ye getirilen aktivistlerin sıhhat kontrolü için götürüldükleri Adli Tıp Kurumu’nda 11 savcı tarafından ifadelerinin alınmasına karar verilmişti. Ayrıca, suçun uluslararası suç kapsamında kalması nedeniyle Türk vatandaşı olmayan aktivistlerin de isterlerse anlatım verebileceği öğrenilmişti.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.