Reklam
Reklam
“SDG güç gördüğü zaman pozisyon değiştiriyor”
219 okunma

“SDG güç gördüğü zaman pozisyon değiştiriyor”

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Suriye'deki son gelişmelere değinen Bakan Fidan, "SDG, PKK'nın uzantısı olarak şu karakteristik özelliği taşıyor; güçle ya da güç tehdidi olmadan diyalog yoluyla herhangi bir şey yapma şansı yok, kendiliğinden. Ya bir güç görecek ya da güç kullanma tehdidi görecek." ifadelerini kullandı.

ABONE OL
Ocak 10, 2026 03:00
“SDG güç gördüğü zaman pozisyon değiştiriyor”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, “(Terör örgütü YPG/SDG) Sadece kuvvet gördüğü zaman pozisyon değiştiren bir aktör olduğunu herkes görüyor, biliyor.” dedi. Bakan Fidan, TRT Haber diri yayınında gündemi değerlendirdi. Suriye’de yaşanan son gelişmelere ilişkin Fidan, “SDG, PKK’nın uzantısı olarak şu karakteristik özelliği taşıyor; güçle ya da kuvvet tehdidi olmadan diyalog yoluyla herhangi bir şey yapma şansı yok, kendiliğinden. Ya bir kuvvet görecek ya da kuvvet kullanma tehdidi görecek.” diye konuştu. YPG/SDG’nin Suriye’de Şam yönetimine karşı uzlaşmaz tutum takındığını vurgulayan Hakan Fidan, “Eğer kabul etmezsem de işte bölgedeki ve küredeki öbür aktörleri yanıma çağırırım, onlarla DEAŞ (ile sözde mücadele) üzerinden geliştirdiğim bir şeyler var. O hikayeden kaynaklı işte bazı senatörlerle görüşmeleri vesaireler oluyor. İsrail’le daimi giden bir şeyleri var, görüşmeleri.” ifadelerini kullandı. REKLAM Fidan, terör örgütü YPG/SDG’nin bu yaptıklarıyla bir yere varamayacağını görmesi gerektiğini vurgulayarak “Bu ilişki sizi bir yere götürmez. Yapacağınız şey, bölgenin sahici insanlarıyla sahici çözümler içinde bulunmak. Bu maksimalist tavırlar, bu aldatıcı şeyler yani daimi biz anlaşmadan, diyalogdan yanayız fakat gerçekte tam tersini yapan, çelik çekirdek durumu bir santim bile pozisyonu değiştirmeyen, sadece kuvvet gördüğü zaman, kuvvet uygulandığı zaman pozisyon değiştiren bir aktör olduğunu herkes görüyor, herkes biliyor.” değerlendirmesini yaptı. Bakan Fidan, bunu baştan beri dile getirdiğini; ilgili birimlerin, Türk istihbaratının ve diplomatların bu konuyu muhataplarıyla görüştüğünü hatırlatarak şunları kaydetti: “SDG’ye iletiyorlar, Suriyelilere iletiyorlar fakat burada maalesef baştan da öngördüğümüz gibi bir değişiklik olmadı, şu anda Halep’ten başlayan süreci de yaşamaya başladık maalesef. Ben sürecin inşallah yakın zamanda bitip, oradaki enlem yapının da ortadan kalkıp, Halep’te biricik bir devletin tüm vatandaşlarına hangi etnisiteden olursa olsun, biricik bir devlet kurumları üzerinden hizmet vermeye başlayacağı anın geleceğine inanıyorum. Olması gereken de budur.” “Şiddete başvurmadan gidilecek yol belli, olması gereken şey de belli” Dışişleri Bakanı Fidan, entegrasyon uygulamasının oldukça gerçekçi bir proje olduğunu söyleyerek gerçekçi olmayan şeyin “bu konuya girmede PKK’nın gönlünün bulunmaması” olduğunu söyledi. REKLAM Bunu mecbur kılacak şartların oluşması gerektiğinin altını çizen Fidan, şu değerlendirmeyi yaptı: “ABD’nin ve Türkiye de iç olmak üzere bölgedeki aktörlerin ortaya koyacağı tercihler, tavırlar, çözüm önerileri önemli fakat yine tekrar söylüyorum, şiddete başvurmadan gidilecek yol belli, olması gereken şey de belli. Bölgedeki ülkelerin istediği bir resim var. ABD’nin de istediği bir resim var, bunlar burada örtüşüyor. Sadece burada İsrail örtüşmüyor. İsrail böl, parçala yönet, etraftaki ülkeleri zayıf tut taktiğiyle kendi güvenliğini sağlayan, kandan beslenen bir entite durumunda şu anda. Onu bir kenara bırakırsanız ki SDG’nin bunu bırakması lazım. Artık bu toprakların insanlarına sahici bir paha dönüşü yapmak istiyorsa yıllardır zaten bu topraklardaki insanların dinini, değerlerini küçümsemiş. Daha sonra siyaset yapma adına, paha sahiplenmesine başlamışsın.” Bunun bölgenin realitesine aykırı olduğunun altını çizen Fidan, hususlardan çıkıp, bölge ile sahici bir kucaklaşma istiyorlarsa bunu yerine getirmeleri gerektiğini belirtti. REKLAM Hakan Fidan, “Gerçekten, Kürtlerin geleceğini düşünüyorlarsa, onların maslahatını düşünüyorlarsa, onları bölge haklarıyla ve devletleriyle daha fazla hasım etmeyecek nitelikli, sahici, barışa dayalı çözümler içerisinde durması lazım.” diye konuştu. Bu musibeti yaşamaya gerek olmadığını, terör örgütü YPG/SDG’nin artık bu çizgiden çıkması gerektiğini belirten Fidan, “Artık barış, diyalog yoluyla olması gereken çizgiye gelsinler.” dedi. “100 yıllık derin uykusundan bu coğrafya artık uyandı” Suriye’nin tarihinden kaynaklı ve yakın tarihinden devraldığı sorunları olduğunu söyleyen Fidan, temel sorunun, bölgenin sorunlarına öbür bir aklın bir erek doğrultusunda tesir etmeye çalışması olduğunu vurguladı. Fidan, sorunların kendi kendine sönebileceğini ancak dışarıdan müdahale olduğunda sorunların farklı bir şekle bürünebileceğini dile getirerek şunları kaydetti: “Biz Yemen’deki konuları, Somaliland’daki parçalanmayla ilişkili konuları, Sudan’daki konuları, Suriye’deki konuları yakından baktığınız zaman aynı örüntü içerisinde hareket eden birtakım unsurların, bölgesel strateji üretme arayışında olduğunu görüyoruz. Bu, bir emare. Bu konuda ziyan gören ve görme potansiyeli olan bölge ülkeleriyle de bu konuda biz hemfikiriz.” REKLAM Son günlerde yaptığı temaslara da işaret eden Fidan, herkesin bu çerçeveyi gördüğünü ve farkında olduğunu aktardı. Fidan, “İslam dünyası uyandı, fazla şükür. 100 yıllık derin uykusundan bu coğrafya artık uyandı. Bir araya geldiğimiz zaman ne yapabileceğimizin artık farkına varıyoruz ve bir araya gelmemiz gerektiğine inanıyoruz.” dedi. ABD’nin dünyada “jandarmalık” yapmaktan çıkıp konuyu bölge ülkelerine bırakmasının Türkiye’nin de perspektifiyle örtüştüğünü belirten Fidan, “Artık bölge ülkelerinin olgunluk seviyeleri, bölgesel kapasiteleri ve birbirlerini tanımaları ve ulus devlet olgunlaşmaları bir noktaya ulaşmış durumda. Burada sorunları çözmeye yönelik ortak iradelerin ortak vizyonların ortaya çıkacağına inanıyorum.” diye konuştu. Gazze’de ikinci aşama Gazze’deki ateşkes halinin ikinci aşaması hakkında sorulan soruya Fidan, “Bu noktada koordinasyonu yapan bizle beraber ABD’nin açıklamasını bekliyoruz. Görüş alışverişleri var. Belli mekanizmalar var.” yanıtını verdi. REKLAM Fidan, bu konuda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump ile görüştüğünü hatırlatarak ikinci aşamaya geçişin belli şartları olduğunu söyledi. Bakan Fidan, “Biz temel itibarıyla Gazze’ye bakan, Filistin’e bakan, Hamas’a bakan yönüyle tamamlandığını görüyoruz fakat İsrail daimi farklı şartları, farklı talepleri gündeme getirerek konuyu öbür bir noktada tutmaya çalışıyor. Aslında özgün amacından vazgeçmiş değil. Uluslararası kamuoyunun baskısından dolayı, bu anlaşmaya uyuyormuş gibi görünerek gitmeye çalışan bir İsrail var. ” ifadelerini kullandı. Burada bir inat olduğunu ve bunun bir sabır oyunu olduğunu söyleyen Fidan, Türkiye’nin müttefikleriyle, insanlık onurunun, insanlık vicdanının talep ettiği konuları hayata geçirmede yılmadan mücadele etmeye devam edeceğini söyledi. Hakan Fidan, “Önümüzdeki günlerden itibaren bu deklarasyon yapılır, gelecek haftadan itibaren bekleyebiliriz.” dedi. Bazı teknik detayların bulunduğunu belirten Fidan,”Gazze’yi yönetecek komitenin tam olarak netleşmesi için bir iki konu var, onun çözülmesi bekleniyor. O da çözüldükten sonra zannediyorum sürece başlayabileceğiz.” diye konuştu. REKLAM Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Filistinlilerin kış şartlarında barınma konularında fazla hassas olduğunu söylediğini aktaran Fidan, bölgede kış şartlarında yaşanan barınma sorununa işaret etti. Fidan, bu sorunun giderilmesi için, Türkiye’nin çadırlar gönderdiğini ancak her zaman çadırların etkili olmadığını ve girişlerde problem olabildiğini kaydetti. Bakan Fidan, bölgede konteynerlerin kullanılmasının daha iyi olabileceğini belirtti. Uluslararası istikrar gücü Uluslararası istikrar gücünde Türkiye’nin yer almasına ilişkin sorulan soruya Fidan, “Bu konuda bizde siyasi irade var. Cumhurbaşkanımızın iradesi şu yönde; ‘Gazze sulh planının hayata geçmesi için Türkiye üzerine ne düşüyorsa yapmaya hazırdır ve yapacaktır.'” değerlendirmesini yaptı. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı çıkarken belli konuların hayata geçirilmesinde sınırdaş iki ülkenin koordinasyon şartı getirdiğini söyleyen Fidan, Gazze’nin, Mısır’a ve İsrail’e sınırdaş olduğunu hatırlattı. Hakan Fidan, Türkiye’nin insani yardım, yeniden yapılanma ve sulh gücü iç olmak üzere birçok konuda vazife almaya amade olduğuna ve ancak henüz netleşmeyen noktalar olduğuna işaret etti. REKLAM İsrail’den yapılan provokatif açıklamalar Sosyal medya üzerinden İsrailli kabine üyeleri tarafından yapılan açıklamalara ilişkin soruya, Fidan, “Bu istisna olmaktan çıkıp, günlük alelade bir konuya dönmüş durumda.” yanıtını verdi. Fidan, bunun dikkat çekilmek için yapıldığına işaret ederek “Ben Erdoğan ile savaşıyorum, ben Fidan ile savaşıyorum gibi duygulara girecekler. Çünkü onlarda azınlık partilerine mensup, ciddi görevleri olmayan bakanlar.” diye konuştu. İsrail’de ortaya konan fanatik tavırlardan Türkiye’nin etkilenmediğini söyleyen Fidan, bölgedeki bazı aktörlerin daha da fazla uyanmasına sebep olduğunu kaydetti. Fidan, 21. yüzyılda soykırım yapan bir ülkenin Türkiye’yi aşırı radikal fakat kendisini son radde çağdaş göstermeye çalıştığını ancak insanların artık buna inanmadığını dile getirdi. Bakan Fidan, “Sen bu yalanı on yıllardır devam ettirerek orada bir yalan imparatorluğu kurmuşsun, dünyada bir illüzyon oluşturmuşsun, siyonizm adına ve bu illüzyon üzerinden orada şunu yap burada bunu yap.” dedi. İRAN Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran’daki gelişmelere ilişkin, “İsrail’in beklediği bir sonun olmayacağını kesinlikle görüyorum. Yani İran halkı hangi konuya kimin için ve ne kadar tepki koyacağını bilir.” dedi. REKLAM Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar gibi ülkelerin “ellerindeki imkanları bir araya gelerek kullandıkları zaman ne kadar hayırlı işler üretebileceklerini birçok alanda gördüğünü” kaydeden Fidan, “Özellikle Filistin Temas Grubu’nda bu ülkelerin bir araya gelmesi birçok şeyi üretiyor. Yeni dönemde de artık aramızdaki kırgınlıkları, problemleri bir kenara bırakarak kendi aramızda güvenliğe dayalı bir platform kurarak gündemimizi ilerletmemiz gerekiyor. Artık bölgemiz dışarıdan kurtarıcı bekleme dönemini kapatmalı.” ifadelerini kullandı. Fidan, bölgede artık bir “domine etme kültürünün olmaması” gerektiğine işaret etti. Bakan Fidan, “Suudi Arabistan’la Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki gerilimin bir lahza önce sonlanması fevkalade önemli. Bu iki değerli ülkenin bir araya gelip sorunları çözmede işbirliği yapması gerekli.” yorumunu yaptı. Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır gibi aka bölge ülkelerinin nitelikli işbirliği yapmasının önemine işaret eden Fidan, “Arap dünyasındaki klasik sorunların bir lahza önce çözülüp, Araplarla ilgili o umumi kabul edilmiş çözümsüzlük ve umutsuzluk algılarının da ortadan kalkması gerekiyor.” diye konuştu. Fidan, bunun için lüzumlu olan tüm olanak ve şartların mevcut olduğuna inandığını dile getirdi. “(Rusya-Ukrayna) Şu anda (ateşkese) hiç olmadığı kadar yakınız” Rusya-Ukrayna arasında ateşkesin yakın olup olmadığına ilişkin soruya yanıt veren Fidan, “Çalışmalar neticesinde şu anda (ateşkese) hiç olmadığı kadar yakınız fakat bu yakınlık olması gereken yakınlık mı, idealine kıyaslandığı zaman? Yani realitede olmadığı kadar yakınız, en yakın olduğumuz lahza bu lahza fakat idealizme baktığınız lahza gerçekten fazla yakın mıyız?” şeklinde konuştu. REKLAM Fidan, iki temel sorunun bulunduğunu belirterek, bunlardan birinin Donetsk olduğunu söyledi. Bakan Fidan, “Yapılacak olan bir pakt sadece Ukrayna ile Rusya arasında olacak bir pakt değil, aynı zamanda Avrupa ile Rusya arasındaki bir sulh anlaşması olacak.” değerlendirmesinde bulundu. Avrupa’nın güvenliğiyle ilgili birtakım konuların da bulunduğunu kaydeden Fidan, Avrupa’nın Rusya ile sulh sağlaması için ABD’nin garantörlüğüne ihtiyaç duyduğunu, ABD’li yetkililerin de bunu belli bir noktaya kadar garanti edebileceklerini söylediğini dile getirdi. Fidan, ateşkes olması durumunda bu ateşkesle ilgili üç hususun bulunduğunu belirterek, bunlardan birinin ateşkesin gözetlenmesi olduğunu ve Paris’teki toplantıda bunun sunumunun yapıldığını aktardı. Öte yandan Ukrayna’nın savunma gücünün temin edilmesi ve taarruz olması durumunda anlaşmanın hilafına nasıl bir mukavemet gösterileceği hususlarının bulunduğunu anlatan Fidan, askeri planlamaların çerçevesini bunların oluşturduğunu kaydetti. REKLAM “Yapılan planlama çalışmalarında Karadeniz güvenliğinin sorumluluğu Türkiye’de” Bakan Fidan, Karadeniz’in güvenliğinin önemine işaret ederek, “Karadeniz’in güvenliği fevkalade önemli ve Karadeniz’deki NATO üyesi en aka ülke olarak burada ana sorumluluğu Türkiye’nin üstlenmesi gerekiyordu. Cumhurbaşkanımız da (Recep Tayyip Erdoğan) silahlı kuvvetlere bu noktada lüzumlu müzakere talimatlarını vermişti.” ifadelerini kullandı. Bakanlık olarak bu müzakereleri yürüttüklerini bildiren Fidan, “Şimdi yapılan planlama çalışmalarında Karadeniz güvenliğinin sorumluluğu Türkiye’de, yani bir sulh anlaşması olması durumunda.” diye konuştu. Fidan, tarafların Karadeniz’de anlaşmanın hilafına, birbirinin güvenliğine halel getirecek şekilde davranmaması gerektiğini belirterek, “Bunun da gözetlenmesi gerekiyor. Türkiye, müttefikleriyle beraber burada ciddi rol oynayabilir diye düşünüyoruz.” dedi. Venezuela ABD’nin Venezuela’ya yönelik hava saldırılarıyla benzer zamanlı olarak Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu alıkoymasını nasıl değerlendirdikleri sorusuna yanıt veren Fidan, Türkiye’nin bu olayın fazla öncesinden itibaren Venezuela’daki gelişmeleri takip ettiğini söyledi. Trump’ın iktidara gelmesiyle beraber bir özel temsilci ataması olduğunu ve ABD ile Venezuela arasında görüşmelerin yapıldığını anlatım eden Fidan, şunları kaydetti: REKLAM “Bizden de gelip bu konuda görüş istediler, yardım istediler o dönem. Gerekli yardım ve arabuluculuk, kolaylaştırıcılık konusunda biz de elimizden geleni yaptık, yani bundan 8-10 ay önce. Çünkü sorunun bir lahza önce bitmesi önemli, bunun daha da fazla yaygınlaşmaması önemli. Ama sonradan gördük ki bu konuşmalar hiçbir yere gitmiyor. İki ülke arasında bir anlaşmazlık tırmanıyor. Yetmiyormuş gibi öbür ülkeler de Venezuela’ya yaptırım uyguluyor, tanımıyorlar. En son saydığımda 70’e yakın ülke tanımıyordu Maduro yönetimini.” Fidan, Türkiye’nin telkinlerinin daimi sorunların diplomatik yolla çözülmesi olduğunu belirterek, ancak “olayın müzakereden çıktığını ve cenk moduna döndüğünü” dile getirdi. Son aylarda ABD’nin Venezuela’ya yönelik askeri hareketliliğine değinen Fidan, “Amerika artık kuvvet kullanmaya başlamıştı ve daha sonra kendi aralarındaki müzakerelerin bir noktada yürümemesi bu savaşı durdurmadı ve maalesef o istenmeyen olayla sonuçlandı.” şeklinde konuştu. Bakan Fidan, bugün ABD’li heyetin Venezuela’ya gittiğini hatırlatarak, şöyle devam etti: “Bugün baktım Amerikalı heyet oraya gidiyor. Yeni yönetimle de görüşmeleri başlamış. Amerika’nın yaptığı burada öbür harekatlardan farklı olarak yönetime dokunmadı, sisteme de dokunmadı. Sonuçta çünkü oradan çıkacak alternatif enkazı, maliyeti, yani Afganistan’da ve Irak’ta olduğu gibi taşımak istemedi, anlaşılan o. Oradan çıkan dersler var. Burada sadece amacına ulaşmak için askeri yöntemi daha farklı şekilde kullandığını görüyoruz kendi Güney Yarım Küresi’nde. Ama öncesinde tabii yürüyen görüşmeler vardı, yakından takip ettiğimiz konular vardı.” REKLAM “(Maduro) Böyle bir teklifle biz muhatap olmadık” Fidan, ABD’nin Maduro’ya “İstediğin yere gidebilirsin, yerini istediğine bırakabilirsin fakat biz seninle çalışmayacağız” mesajını verip askeri harekatı tırmandırdığını söyledi. Bakan Fidan, “Bize şöyle bir soru ve teklif gelmedi hiçbir zaman için. Maduro bizi arayıp, ‘Ben Türkiye’ye gelmek istiyorum, beni kabul eder misiniz?’ Böyle bir şey yok. Veya birisi başkasını arayıp, ‘Maduro size gelsin mi, kabul ediyor musunuz?’ Böyle bir teklifle biz muhatap olmadık. Ama Maduro’ya yapılan teklifler var, o tekliflerden haberdarız. Maduro’ya birileri, biz bilmiyoruz hangi ülkeleri söylüyorlar, söylemiyorlar fakat Maduro’ya çıkması gerektiğini söyleyen teklifler var. Ama bize birilerinin, ‘Resmi veya gayriresmi bunu alır mısınız? diye böyle bir şeyi yok. Bunu Cumhurbaşkanımız en yüksek ağızdan söyledi.” değerlendirmesini yaptı. “İsrail’in beklediği bir sonun olmayacağını kesinlikle görüyorum” Fidan, İran’daki gelişmeleri nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine, İran’daki gösterilerin aynı zamanda yurt dışından, İran’ın rakipleri tarafından da manipüle edildiğini belirterek, İsrail Dış İstihbarat Servisi Mossad’ın bunu gizlemediğini, kendi internet hesaplarından İran halkını ayaklanmaya çağırdığını dile getirdi. REKLAM Benzer çağrıların daha önce de görüldüğünü ancak İran halkının farklılıkları bir kenara bırakıp hasım saldırısı karşısında birleştiğini aktaran Fidan, “Ama burada savaşın olmadığı bir ortamda öbür sahici sıkıntıların reaksiyona yol açtığı bir ortamda İsrail’in bunu değerlendirmeye çalıştığını da görüyoruz. Bu tabii ki rejime fazla güçlü mesaj veriyor. Rejimin ben bunu alacağından eminim.” görüşlerini paylaştı. Fidan, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan’ın da bu noktada yaptığı açıklamaların olduğunu anımsatarak, “Ama İsrail’in beklediği bir sonun olmayacağını kesinlikle görüyorum. Yani İran halkı hangi konuya kimin için ve ne kadar tepki koyacağını bilir.” dedi. İsrail’in bunu fırsat bilip İran’a yeniden saldırı ihtimalini nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Fidan, şu yanıtı verdi: “İsrail’in bilhassa (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu’nun bu konuda bir isteğinin olduğunu herkes biliyor. Yani bu bir sır değil. Yani bu konuda kendisinin birtakım müttefiklerden başta Amerika olmak üzere güvenceler almadan farklı yaptırımları ve sonuçları olabilecek bir savaşa girmekten de imtina ettiğini görüyoruz. Şimdi buna girmek için de kendince lobi yaparak bu ülkeleri yanına çekip buradan bir tabiri caizse yeşil fer alıp bir harekat yapma yönünde bir talebinin olduğunu biliyoruz.” REKLAM Fidan, Türkiye’nin İran halkının hiçbir şekilde ziyan görmemesini, bir taarruza uğramamasını ve bilhassa ABD ve Batı ile mevcut olan sorunların bir lahza önce müzakere yoluyla halledilmesini arzuladığını vurgulayarak, “Benim öbür bir endişem de yani İran böyle bir müzakere yoluna girdiği zaman vakit zaman şöyle de oluyor. Bu sefer İran’a kabul edemeyeceği derecede ileri şartlar sürülüyor. Bu da bir noktada aslında yani İran’ı anlaşmamaya itmek gibi bir durumu ortaya çıkartıyor.” diye konuştu. Burada sahici bir pakt niyetinin önemine işaret eden Fidan, “Daha kilit aktörler nezdinde, başta Amerikalılar olmak üzere İran’la her iki tarafın da kazancına sonuçlanabilecek bir anlaşmanın olmasının biz destekçisiyiz çünkü bölgenin istikrarı buradan geçiyor.” ifadelerini kullandı. Fidan, İran’ın artık bölge ülkeleriyle “çok sahici bir uzlaşı ve işbirliği içerisine” girmesi gerektiğini belirterek, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “İran’ın bu konuda gerçekten fazla sahici bir gayret koymaya ihtiyacı var. Bu gerçekleri anlaması lazım. Bütün dünya kendi doğru perspektifinizden dönecek diye bir şey yok. Herkesin doğrusu var. Herkesin doğrularının ortak noktasında bir yere gidebilmemiz lazım. Bunu başarabiliyor olmamız lazım. Bu noktada Cumhurbaşkanımızın gerçekten bölgede varlığı, dirayetli liderliği herkes için bir fırsat. Ben onlara diyorum, ‘Bunu değerlendirin.’ Bu fırsat bir daha kimsenin eline geçmez, bizlerin de eline geçmez. Bunun kıymetini bilelim.” değerlendirmesini yaptı. REKLAM ABD İLE İLİŞKİLER VE SOMALİLAND Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye ile ABD ilişkilerine ilişkin, “Özellikle ticaretteki artışın olumlu yönde ilerleyeceğini görüyorum. Bölgesel dayanışma son radde önemli. Gazze konusunda ABD’nin yapıcı rolünü sürdürmesi ve Suriye’de Trump döneminde izlenen politikaların devam etmesi ehemmiyet taşıyor.” dedi. İsrail’in Somaliland bölgesinin “bağımsızlığını tanıma” yönündeki kararının Somaliland açısından aka bir talihsizlik olduğunu vurgulayan Fidan, Müslüman bir topluluğun yalnızca Tel Aviv yönetimi tarafından tanınmasının son radde olumsuz sonuçlar doğurabileceğine işaret etti. Fidan, bunun amacının Somaliland’in İsrail’in bölgesel politikalarına hizmet etmesi olduğunu vurgulayarak, söz konusu durumun olumsuzluklarına dikkati çekti. Somaliland bölgesinin Somali içinde sorunlu bir bina olduğunu belirten Fidan, Dışişleri Bakanlığında Somali ile Somaliland arasında uzlaşının sağlanmasına katkı sunmak amacıyla özel temsilcilik bulunduğunu söyledi. Fidan, Türkiye’nin yaklaşımının her zaman Somali’nin toprak bütünlüğü ve egemenliği çerçevesinde olduğunu belirterek, ülkeyi oluşturan kabilelerin daha otonom bir bina içinde yer alabileceğini, bunun ise devletin bütünlüğünü zedelemeden gerçekleşmesi gerektiğini vurguladı. REKLAM Türkiye’nin arabuluculuğunda Etiyopya ile Somali arasında pakt sağlanması sürecinde, bölgedeki bazı ülkelerin Somali’nin parçalanmasından istifade etmeye amade olduklarının görüldüğünü dile getiren Fidan, bazı ülkelerin ise stratejik politikalarını bu hedef üzerine inşa ettiğini söyledi. Fidan, normal şartlarda Somaliland projesinin iki yıl önce hayata geçirilmesinin planlandığını belirterek, “İsrail, bölgede kendisini yalnız hissettiğinde, Gazze’deki soykırımın ardından yeni bir planı yeniden devreye sokmaya başladı.” dedi. Somaliland bölgesinin coğrafi ve stratejik önemine dikkati çeken Fidan, coğrafyayı bilen herkesin “aynı anda nasıl bir oyunun oynandığını” rahatlıkla görebileceğini anlatım etti. Türkiye’nin bu oyuna karşı tedbir aldığını vurgulayan Fidan, şunları kaydetti: “Diplomatik temaslarımızı aka bir hızla kurduk. Yine İslam dünyası ve bölge ülkeleri olarak bir işbirliği geliştirdik. Batılılarla da hemen müzakere ettik. Başka herhangi bir ülkenin tanımaması konusunda ciddi bir gayret ortaya koyduk. Çok şükür o ilk gün beklenen ülkelerin hiçbiri tanımadı. İnşallah da tanımazlar.” REKLAM Yeni yılda Türkiye-ABD ilişkilerinden beklentiler Bakan Fidan, Türkiye-ABD ilişkilerinde 2025’te üzerinde çalışılan pek fazla başlıkta somut sonuçlar alınmaya başlanacağını öngördüklerini belirterek, bunlar arasında CAATSA yaptırımları ile Halkbank davasının da bulunduğunu söyledi. Diğer yaptırım dosyalarında çözüm yönünde ilerleme sağlandığını anlatım eden Fidan, “Özellikle ticaretteki artışın daha olumlu bir seyir izleyeceğini görüyorum. Bölgesel dayanışma fevkalade önemli. Gazze’de ABD’nin yapıcı rolünü sürdürmesi önemli. Suriye’de Trump döneminde izlenen politikaların devam etmesi de ehemmiyet taşıyor.” dedi. ABD’nin Donald Trump dönemindeki hariç politikasının Türkiye’nin yakın çevresi açısından belirleyici olduğunu aktaran Fidan, “Kafkaslar’da barışı destekleyen, Azerbaycan’a ehemmiyet veren ve Ermenistan’ı da barışa zorlayan bir ABD’nin, bizim bölgesel hedeflerimizle Trump yönetiminin hedeflerinin örtüştüğünü görüyoruz. Bu, Rusya’dan Azerbaycan-Ermenistan hattına, Suriye’den öbür bölgelere kadar geçerli.” ifadelerini kullandı. REKLAM Fidan, bazı aktörlerin ABD üzerindeki etkisinin bu başlıklarda belirleyici olabileceğini vurgulayarak, “Gazze konusunda yaşanabilecek bir faz değişimi sıkıntılı olabilir. Bu nedenle fazla yoğun bir diplomatik mesai yürütmemiz gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu. Afrika’da Libya ve Sudan başta olmak üzere sorunlu alanlarda ABD etkisinin daha yapıcı bir şekilde yönlendirilmesinin önemine işaret eden Fidan, Washington ile yürütülen diplomatik çabaların 2026’da da somut ve faydalı sonuçlar üreteceğine inandıklarını kaydetti. ABD’nin bazı politikalarının dolaylı etkiler doğurabileceğini belirten Fidan, “Önümüzde Grönland meselesi var. Uluslararası ilişkilerdeki gelişmeleri bize yansıyabilecek etkileri açısından değerlendiriyorum. Grönland’da yaşanabilecek senaryoların doğrudan ya da dolaylı etkileri Türkiye’yi nasıl etkiler, buna bakmamız gerekiyor. Bu hal Avrupa’ya, Avrupa emniyet mimarisine ve transatlantik ilişkilere ciddi bir yük ve gerilim getirebilir.” diye konuştu. Danimarka’nın bu konuda “çok ciddi bir tutum” ortaya koyduğunu anlatım eden Fidan, Avrupalı liderlerin de süreci yakından takip ettiğini anımsattı. REKLAM Fidan, gelecek hafta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile Danimarkalı heyetin bir araya gelerek konuyu görüşeceğini ve burada ortak bir zemin bulunabileceğini dile getirdi. ABD’nin Çin politikasının dünya ticareti üzerindeki etkilerine de değinen Fidan, Washington’un İran’la ilgili alacağı kararların da Türkiye açısından kritik olduğunu, zira bu konunun doğrudan Türkiye’nin yakın çevresini ilgilendirdiğini söyledi. “Bizimle doğrudan ilişkilerin seyrinin yanı sıra, üçüncü ülkeler üzerinden gelişebilecek dolaylı etkiler de Türkiye’yi etkileyecektir. Bu nedenle tüm bu başlıkları yakından izliyor, önleyici diplomatik adımları gecikmeden atıyoruz.” diyen Fidan, Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde sahip olduğu tüm gücü, itibarı ve imkanları sadece kendi halkı için değil, bölgenin ve insanlığın refahı için de seferber etmeye devam edeceğini vurguladı. Fidan, “Dış politikamızın temel pusulası barış, istikrar ve refahtır. Kendimiz için ne istiyorsak başkası için de onu istiyoruz. Bu, bizim ahlakımızın ve inancımızın gereğidir.” ifadeleriyle sözlerini tamamladı.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.