Reklam
Reklam
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan BM Genel Kurulu’na hitap etti
229 okunma

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan BM Genel Kurulu’na hitap etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazze'de 700 günü aşkın süredir soykırımın devam ettiğini ifade ederken, İsrail yönetiminin kontrolünü tamamen kaybettiğini söyledi.

ABONE OL
Eylül 23, 2025 20:00
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan BM Genel Kurulu’na hitap etti
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’dan Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamalarına Filistin vurgusu ile başladı: İnsanlığın ortak vicdanını temsil eden bu kürsüden sizlere hitap etmekten bahtiyarlık duyuyorum. Filistin’in giderek artan sayıda ülke tarafından tanındığı dönemde Filistin Devlet Başkanı sayın Mahmud Abbas’ın bugün bizzat aramızda olamayışından duyduğum üzüntüyü anlatım etmek istiyorum. Bu kürsüde kendi vatandaşlarımızla beraber sesi kısılmak istenen Filistin halkına tercüman olmak için de bulunuyoruz. Filistin devletini tanıyacağını açıklayan devletlere teşekkür ediyor, bu kararı almayan ülkeler için bir lahza için kararı almalarını diliyorum. REKLAM “SOYKIRIM DEVAM EDİYOR” Bizler bu salonda BM’nin 80. yaşını kutlarken dünyanın birçok bölgesinde kurum şartının ilk maddesinin ilk kelimelerine gölge düşürecek vahim hadiseler yaşanıyor. Özellikle Gazze’de gözlerimizin önünde 700 günü aşkın süredir soykırım devam ediyor. Biz toplantı halinde iken dahi Gazze’de şu anda siviller katlediliyor. Gazze’de ölen sivillerin sayısı 65 bini geçti. Enkaz altında kaç cenazenin olduğu henüz bilinmiyor. “ÖLENLERİN 20 BİNDEN FAZLASI ÇOCUK” Ölenlerin 20 binden fazlası çocuk. İsrail tarafından GAzze’de son 23 aydır her saat 1 çocuk acımasızca hayattan kopartılıyor. Bunlar sayı değil dostlar! Hepsi birer can birer masum insan. Şu anda açlık silahıyla da insanlar öldürülüyor. 21. yüzyılda uygar dünyanın bakışları altında 146’sı çocuk 428 şahıs açlıktan hayatını kaybetti. “UTANÇ MANZARASI GAZZE’DE 23 AYDIR HER GÜN TEKRAR EDİYOR” Şimdi size Gazze’deki günlük hayatı anlatan bir fotoğraf göstereceğim. Birinci fotoğraf gördüğünüz gibi elleri leğenli kadınlar. Lütfen hepimiz elimizi vicdanımıza koyup, cev ar verelim; 2025 yılında böyle bir gaddarlığın mâkul bir sebebi olabilir mi? Fakat insanlık adına bu utanç manzarası Gazze’de 23 aydır her gün yine ediyor. 365 kilometre kare içinde yaşayan 2,5 milyon Gazze’li her gün yerinden ediliyor, her gün bir öbür bölgeye göçe zorlanıyor. Sağlık altyapısı tamamen çökmüş durumda. Doktorlar öldürüldü ya da gözaltına alındı. Ambulanslar vuruldu. Hastaneler bombalandı, yıkıldı, tedavi olası değil. Operasyon olası değil. İlaç bulmak olası değil. “İÇİM YANIYOR” Tayyip Erdoğan olarak içim yanarak, içim kan ağlayarak söylüyorum; 2-3 yaşındaki elleri, kolları, bacakları olmayan masum yavrucuklar bugün maalesef Gazze’nin olağan fotoğrafı haline gelmiştir. Buna hangi vicdan dayanır. Hangi vicdan buna sessiz kalabilir? Çocukların açlıktan, ilaçsızlıktan öldüğü bir dünyada huzur olur mu? Hepimiz ana babayız. Üzerine titrediğimiz evlatlarımız, torunlarımız var. Burada Amerika’da, Avrupa’da dünyanın her yerinde bir çocuğun eline ufak diken batsa ana babaların yüreği yanıor fakat Gazze’de çocukların elleri, kolları, bacakları anestezi yapılmadan ampute ediliyor. “İNSANLIK TARİHİ SON 1 ASIRDA BÖYLE BİR VAHŞET GÖRMEMİŞTİR” Bu insanlığın dip noktasıdır. İnsanlık tarihi son 1 asırda böyle bir vahşet görmemiştir. Her şey gözümüzün önünde cereyan ediyor. Gazze’deki soykırım, medya, sosyal medya aracılığıyla diri olarak yayınlanıyor. İsrail, şu ana kadar Gazze’de milli ve uluslararası basında çalışan 250 gazeteciyi kasıtlı olarak öldürdü. Gazze’ye tüm girişleri yasakladı. Yine de soykırımı gizleyemedi. Filistin topraklarında devam eden soykırıma her fırsatta dikkatleri çeken sayın umumi sekreteri gönülden destekliyorum, cesareti için kendisini bir kere daha tebrik ediyorum. “SADECE İNSANLAR ÖLDÜRÜLMÜYOR” Ancak BM Gazze’de kendi çalışanlarını dahi maalesef koruyamamıştır. İnsanlığa yardım için koşturan 500 şahıs öldürülmüştür. 326’sı BM personelidir. Bakınız, soykırım tıpkı holokost gibi insanların toplu halde imhası için kullanılan utanç verici, insanlık dışı barbarca bir kavramdır. Bugün Gazze’de sadece insanlar öldürülmüyor. Hayvanlar hedef alınarak öldürülüyor. Tarım alanları, bahçeler, ağaçlar, otlar, Gazze’de asırlık zeytin ağaçları yok ediliyor. Gazze’de sular yok ediliyor. Kirletiliyor. Gazze’de binalar, evler, kütüphaneler, hastaneler, okullar, camiler, kiliseler tarihi yapılar bilinçli şekilde yıkılıyor. Toprağı insan ve hayvan için de nebat için de işe yaramaz hale getiriliyor. Şimdi size soruyorum; elimdeki şu fotoğrafın emniyet arayışıyla ne ilgisi var? Bunun adına canlıya düşmanlık, hayata düşmanlık değil midir? Bu kürsüden aleni anlatım ediyorum; Gazze’de bir cenk yoktur. İki taraftan söz edilemez. Bir yanda elinde en modern, öldürücü silahlar olan d üzenli ordu, öbür tarafta ise masum siviller ve çocuklar vardır. Bu terörle mücadele değildir. 7 Ekim olayı öne sürülerek yürütülen işgal, tehcir, sürgün, soykırım daha doğrusu toplu kıyım politikasıdır. “İSRAİL YÖNETİMİ KONTROLÜ TAMAMEN KAYBETMİŞTİR” Gazze Hamas bahanesiyle yok edilirken Hamas’ın yönetimde olmadığı Batı Şeria da adım adım işgal edilmekte, infazlarla masum siviller katledilmektedir. İsrail, Gazze ve Batı Şeria ile sınırlı kalmıyor İran, Suriye, Yemen, Lübnan’a saldırarak bölge barışını tehdit ediyor. Arabulucu Katar’da ateşkes müzakereleri için toplantı yapan heyete İsrail saldırısı gerçekleşmiştir. İsrail yönetimi tamamen kontrolü kaybetmiştir. Netanyahu’nun sulh yapmaya, rehineleri kurtarmaya niyetinin olmadığı bir kere daha anlaşılmıştır. Ortadoğu’daki tüm ülkeler İsrail hükümetinin pervasız tehditlerinie muhatap oluyor. İsrail’in artan saldırganlığı sebebiyle Avrupa başta olmak üzere Batı’da 2. Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan değerler ağır yara almıştır. İnsan hakları, anlatım özgürlüğü, basın özgürlüğü, kadın hakları, çocuk hakları, demokrasi, eşitlik, adalet gibi kavramlar rafa kaldırılmıştır. “VADEDİLMİŞ TOPRAKLAR SAPLANTISI İLE HAREKET EDEN İSRAİL YÖNETİMİ” Vadedilmiş topraklar saplantısıyla hareket eden İsrail yönetimi yayılmacı politikayla bölge barışına, insanlığın müşterek kazanımlarına kast etmektedir. Üç semavi dinin mübarek beldesi Kudus-ü Şerif bu radikalizmin doğrudan hedefidir. Viücdan sahibi musevileri de rahatsız eden, onların da tasvip etmediği, tüm dünyada antisemitizmi körükleyen bu cinnet hali daha fazla devam edemez. Gazze’de ateşkes bir lahza önce sağlanmalı, saldırılar durmalı, insani yardımların engelsiz girişine mutlaka ruhsat verilmelidir. Soykırım kadrosunun uluslararası hukuka hesap vermesi temin edilmelidir. İnşallah bu mutlaka gerçekleştirecektir. Sesini yükseltmeyen, tavır almayan herkes bu vahşetin sorumluluğuna ortaktır. Bütün devlet ve hükümet başkanlarına samimiyetle sesleniyorum, gün bugündür, gün insanlık adına Filistinli mazlumların yanında dimdik durma günüdür. Halklarınız barbarlığa tepki gösterirken gelin sizler de adım adım cesaretinizi gösterin. Çocukların çocukları büyüttüğü Gazze’de insanlı görevinizi yerine getirin. Dünyanın farklı ülkelerinde meydanları dolduran, Gazzeli mazlumlara destek olmak için denizlere yelken açan akademisyen, sanatçı, öğrenci, aktivistlere en kalbi selamlarımı yolluyorum. “13 YIL SÜRESİNCE SURİYELİLERİN FERYATLARINA DİKKAT ÇEKTİK” 13 yıl boyunca sizlere bu kürsüden komşumuz Suriye’de yaşanan zulüm ve çatışmalardan bahsettim. 13 yıl süresince Suriyelilerin feryatlarına dikkat çektik. 1 milyon insanın hayatına, milyonlarcasının vatanlarını terk etmesine sebep olan zulüm 8 Aralık devrimiyle hamdolsun tarihe karıştı. Suriyeli kardeşlerimiz 8 Aralık itibariyle yeni bir dönemin kapılarını açtılar. Eli kanlı rejime karşı mücadeleyi kazanan Suriye halkı aka bedeller ödeyerek elde ettikleri zaferi inşallah menziline ulaştıracaktır. “BİR VE BÜTÜN SURİYE VİZYONUNU TÜM İMKANLARIMIZLA DESTEKLEYECEĞİZ” DEAŞ başta olmak üzere terörün hiçbir çeşidinin olmadığı bir ve tüm Suriye vizyonunu tüm imkanlarımızla destekleyeceğiz. İstikrar kökleştikçe bunun kazanı Suriye ile beraber tüm bölgemiz olacaktır. Körfezdeki kardeş ülkelere de Suriye’nin toparlanmasına verdiği katkılar için teşekkürlerimi iletiyorum. Bölgesel ve uluslararası aktörlerle amel birliğimizi aynı şekilde sürdüreceğiz. “BÖLGEMİZ YENİ BİR KRİZİ DAHA KALDIRAMAZ” Komşumuz İran’la ilgili nükleer dosyanın bir lahza önce diplomasi yoluyla çözülmesini temenni ediyoruz. Bölgemiz yeni bir krizi daha kaldıramaz. Komşumuz Irak’ın istikrar, emniyet ve refahı bölgemizin selameti bakımından fevkalade önemlidir. Kalkınma Yolu Projesi gibi stratejik hamlelere bu bakımdan aka ehemmiyet atfediyoruz. Kuzeyde her ikisi komşumuz olan Rusya ve Ukrayna arasında İstanbul sürecine aka iştiyakle hane sahipliği yapıyoruz. Çok sayıda esirin ve naaşın mübadelesine aracılık ettik. Barış müzakerelerinin modalitelerini belirlemeye çalıştık. Savaşın kazananı adil bir barışı kaybedeni olmaz şiarıyla ateşkes için gayret göstermeye devam edeceğiz. “BARIŞIN TESİSİ İÇİN TARAFLARI CESARETLENDİRDİK” Azerbaycan-Ermenistan arasında barışın tesisi için tarafları cesaretlendirdik. 8 Ağustos tarihinde iki ülke arasında kalıcı barışa giden adımlardan memnuniyet duyuyoruz. Sayın Aliyev ile Ermenistan Başbakanı ile sayı Paşinyan başta olmak üzere ABD Başkanı sayı Trump’ı burada bir kere daha tebrik ediyorum. Ülkemizle Ermenistan arasında normalleşme rayında olduğunu anlatım etmek isterim. Somali ile Etiyopya arasındaki ihtilafin halline yönelik gayretlerimizi sürdürüyoruz. Karadeniz’de güvenliğin teminatı olan Montrö Sözleşmesi’ni 89 yıldır tarafsızlık içinde uygulamaktayız. Ege ve Doğu Akdeniz’de tüm tarafların meşru haklarına riayet edilen iskiktar havzası olarak görmek istiyoruz. Her konuda yapıcı işbirliğine hazırız. Komşularımızdan da aynısını bekliyoruz. Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi ve KKTC’yi dışlayan projelerin başarılı olamayacağını vurgulamak istiyorum Kıbrıs adasının batısında Türkiye’nin adalet ve yetkileri adanın etrafındaki alanlar ise Kıbrıs Türklerinin meşru hakları vardır. Doğu Akdeniz konferansı müşterek zeminin bulunmasına katkı yapacaktır. “KIBRIS’TA İKİ AYRI DEVLET VE İKİ AYRI HALK VARDIR” Kıbrıs meselesinin çözümü defalarca denenmiş, Rum tarafının uzlaşmaz tutumu nedeniyle tüketilmiş federasyona bina edilemez. İki ayrı devlet ve iki ayrı kamu vardır. Kıbrıs Türkleri adanın eşit sahibidir ve azınlık olmayı kabul etmeylecektir. Kıbrıs Türklerinin maruz bırakıldıkları haksız izolasyona artık son verilmelidir. Uluslararası toplumu KKTC’ni tanımaya, diplomatik, siyasi ve ekonomik ilişkiler kurmaya davet ediyorum. Önümüzdeki dönemde Türkiye-AB ilişkilerinde yeni bir başlangıç ve vizyon arzuluyoruz. Bu vizyon günü kurtaran değil, ufku yeniden tayin eden, ortak geleceğimizi şekillendiren vizyon olmalıdır. Elbette AB’nin de bizim kadar istekli ve kararlı olması mühimdir. BM, NATO, AGİT ve AB’nin harekat ve misyonlarına katkılarımızı sürdürüyoruz. 2026 yılında NATO zirvesini Ankara’da toplayacağız. Müttefikimiz ABD ile ilişkilerimizi ticaret, yatırım, enerji ve savunma sanayi başta olmak üzere birçok alanda güçlendiriyoruz. Orta Asya’daki kardeş ülkelerimizin barış, istikrar ve refahı bizim için vazgeçilmezdir. Köklü beşeri bağlarımızın olduğu Balkanlar’da barışın ve istikrarın sürmesi için yoğun gayret içindeyiz. Temmuz ayında Balkan Barış Platformu bu yöndeki çabalarımızın en yeni örneğidir. Afganistan’daki yönetimin toplumu kuşatıcı, dikkate meydan anlayış sergilemesi temel arzumuzdur. Uluslararası toplumun Afgan halkını yalnız bırakmamalıdır. Türkiye ve Türk milleti olarak Afgan kardeşlerimizin her daim yanında olmaya devam edeceğiz. PAKİSTAN-HİNDİSTAN ATEŞKESİNE DEĞİNDİ Güney Asya’da sulh ve istikrarın muhafazasını önemli görüyoruz. Pakistan-Hindistan arasındaki varılan ateşkesten memnuniyet duyuyoruz. Keşmir meselesinin BMGK kararları temelinde Keşmirli kardeşlerimiz beklentileri ekseninde diyalogla çözülmesini destekliyoruz. Afrika’da eğitim, sağlık, altyapı ve ticarette ilişkilerimiz yıldan yıla güçleniyor. Somali’nin terörle mücadelesine destek veriyoruz. Sudan’da 2 yılı aşkın süredir devam eden çatışma ortamı bizleri üzmektedir. Akan kanın durması, barışın tesis edilmesi uluslararası toplumun ortak sorumluluğudur. Bizim çabalarımız devam edecektir. Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin doğusunda yaşanan çatışmalar bir lahza önce çözülmelidir. ABD’nin arabuluculuğu ve Katar’ın kolaylaştırıcılığını destekliyoruz . Tarihi bağlarımızın bulunduğu bölge halklarının huzur ve istikrara kavuşmaları için çabalarımız devam edecektir. İlhamını çift başlı Selçuklu kartalından meydan hariç politikada Asya ülkeleriyle ilişkilerimiz aka öneme sahiptir. Bölgesel kuruluşlarla angajmanımız giderek derinleşiyor. Latin Amerika ve Karayipler’de ortaklık duygularıyla kazan kazan anlayışıyla geliştiriyoruz. Tüm ülkelerle kurmuş olduğumuz dostane ilişkilerini daha ileri taşıma isteğimiz bakidir. Dünya Ticaret Örgütü’nün kurallarına dayalı uluslararası ticaretin reforme edilmesini destekliyoruz. Ucuz, güvenli, sürdürebilir enerjiye erişimi bilhassa gelişmekte olan ülkeleri için vazgeçilmez buluyoruz. “DOĞU BATI ORTAK KORİDORU PROJESİNİ İLERLETİYORUZ” Çin’den Avrupa’ya uzanan Hazar geçişli şark garp ortak koridoru projesini ilerletiyoruz. Bakü-Tiflis-Kars hattıyla dünya ticaretinin gelişimine katkı sunuyoruz. 2053 Net Sıfır Emisyon hedefine doğru kararlılıkla ilerliyoruz. Eşim Emine Erdoğan himayesinde ilerleyen sıfır atıkta daha fazla insana ve kalbe uğraşan farkındalık halkasını görmek bizim için ayrı bahtiyarlıktır. Dünyada en fazla kalkınma yardımı yapan ülkelerden biri olarak BM’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılması için gayret harcıyoruz. Dünyanın dört bir yanındaki sima milyonlarca insanı onurlu yaşamını savunuyoruz. Biz sınamalarla uğraşırken insanlık yapay zeka alanında olağanüstü sıçramaya şahitlik ediyor. Bu teknolojilerin dönüştürücü gücü ve sunduğu nimetlerden hiçbir toplumun mahrum bırakılmaması gerekiyor. Yapay zeka teknolojilerin insanlığın lehine kullanılmalıdır. BM Teknoloji Bankası dijital ve teknolojik açığın kapatılmasında aka rol oynuyor. Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin küresel bir farkındalık oluşturacağına inanıyor desteğinizi bekliyoruz. “İSLAM DÜŞMANLIĞI VAHİM BOYUTLARA ULAŞTI” Irkçılık, yabancı karşıtlığı İslam düşmanlığının vahim boyutlara ulaştığı günümüzde yaşama kültürünü tehdit eden bu akımlarla mücadele insanlık için zaruret halini almıştır. Geçen yıl burada anlatım ettiğim gibi aile kurumu günümüzde hiç olmadığı kadar tehdit altındadır. Aileyi savunmak, insanı, fıtratı ve yaşamı ve geleceği savunmak demektir. Türkiye olarak artan saldırılar karşısında aileyi savunmaya devam edeceğiz. İnsanlığın cenk felaketi yaşamaması için kurulan BM’nin kökleri içinde bulunduğumuz karanlık döneme fer tutacak değerlerle doludur. Sayın umumi sekreterinin başlattığı BM 80 girişimine desteğimiz tamdır. Bu girişimin BM’nin tüm faaliyetlerini güçlendirmek için başarıya ulaşmasını temenni ediyorum. İstanbul’u BM merkezi haline getirme hedefimizle güçlü destek vermeye hazırız. Biz güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu sistem kurulana kadar Dünya Beşten Büyüktür demeye devam edeceğiz. Görevimiz sistemi terk etmek değil onarmak, yeniden işler hale getirmektir. Daha adil bir dünya mümkündür. Türkiye daha adil dünyanın inşası için mücadelesini sabırla devam ettirecektir. Rabbim yâr ve yardımcımız olsun diyorum hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.