Türkiye’nin kayıtsız kalmadığı ve bir süredir proaktif şekilde izlediği gelişmelerin ekonomik, siyasi, diplomatik ve emniyet ayağında bir fazla önemli parametresi bulunuyor. Milli Savunma Bakanlığı, haftalık bilgilendirme toplantısında, Güney Kıbrıs’ın yeni hava savunma sistemleriyle donatılması ve İsrail’in GKRY’ye hava savunma sistemleri vermesi konusunda, “Haberleri yakından takip ediyoruz. GKRY’nin devam eden silahlanma gayretlerinin ve Ada’daki sulh ve istikrarı zedeleyecek faaliyetlerinin tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini bir kere daha hatırlatmak istiyoruz. Ada’daki dengeleri bozmaya yönelik her türlü girişim dikkatle izlenmekte, KKTC’nin emniyet ve huzuru için lüzumlu tüm tedbirler alınmaktadır. Türkiye, dün olduğu gibi bugün de KKTC’nin yanında ve destekçisidir. Kıbrıs Türk halkı Türkiye’nin güvencesi altındadır” değerlendirmesini yaptı. REKLAM Türkiye bu gelişmelerden haberdar bir şekilde kısa süre önce Çelik Kubbe Hava Savunma Sistemi’ni tanıttı. Kamuoyuna açıklanan dışında ülkemizin hava savunması konusunda önemli atılımları ve çalışmaları da bulunuyor. Milli Savunma Bakanlığı, S-400’lerle ilgili de önemli değerlendirmeler yaptı. Rusya’nın S-400 hava savunma sistemlerini geri istediğine ilişkin iddialar ve spekülasyonlar hakkında Bakanlık kaynakları, “S-400 hava savunma sistemleri envanterimizdedir. S-400 konusundaki duruşumuzda bir değişiklik bulunmamaktadır” yanıtını verdi. Öğrendiğim kadarıyla Rusya’nın da pozisyonunda bir değişiklik yok. Rus kaynaklar, Türkiye’nin envanterindeki bir sistem S-400 dışında ortak üretim ve öbür füze sistemlerinin teslimatıyla ilgili anlaşmanın da yürürlükte olduğunu söylüyor. Ancak kalan sistemlerin Türkiye’ye teslimatıyla ilgili de belirsizlik devam ediyor. BÜYÜK AĞABEY ABD Mİ? ABD’nin GKRY ile emniyet alanında son yıllarda artan işbirliği dikkat çekici boyutlara ulaştı. ABD Kongresi’nin 2019’da kabul ettiği, “Doğu Akdeniz Güvenlik ve Enerji Ortaklığı Yasası” ile Doğu Akdeniz stratejisini yeniden şekillendirmeye girişen ABD, Eylül 2022’de GKRY’ye 32 yıldır uygulanan silah ambargosunu 2023 mali yılı için tamamen kaldırdığını açıkladı. GKRY ile muhtelif askeri işbirliği mekanizmaları kuruldu. Ayrıca Rusya-Ukrayna savaşını bahane ederek GKRY elindeki Rus yapımı silahları Ukrayna’ya vermesine olanak tanıdı. REKLAM TÜRKİYE ALEYHİNE İTTİFAK ÇABALARI Yunanistan’ın ülkemiz aleyhine ittifak kurma çalışmalarının sonuçları kısa süre önce karşımıza çıktı. ABD’nin Rusya ile mücadelesi bahane edilerek Yunanistan’da önemli askeri üsler kuruldu; anlaşmalar gereği silahlardan arındırılmış olması gereken adaların silahlandırılması sağlandı. (Bu konuya sonraki yazılarımda değineceğim) Milli ve askeri kuvvet unsurları dengesi bakımından Türkiye’nin fazla gerisinde olduğunun ve muhtemel bir çatışmada biricik başına başarılı olamayacağının farkında olan Yunanistan ve hamiliğini yaptığı GKRY, aka miktarda hidrokarbon kaynaklarıyla yeni bir rekabet alanı olarak ortaya çıkan Doğu Akdeniz’de etkin bir şekilde varlık gösteren ve taviz vermeyen Türkiye’ye karşı kuvvet dengesini değiştirmek amacıyla küresel ve bölgesel işbirliklerini artırma çabasına girişti. Bu doğrultuda; siyasi, ekonomik, askeri ve enerji alanında ilişkilerini güçlendirerek derinleştirme ve bölgede bir emniyet mekanizması kurma arayışlarına yöneldi. Son hamleleri bu amacı gerçekleştirmeye dönük. SALDIRGAN EĞİLİME DESTEK VEREN ÜLKELER Türkiye’nin çatışan çıkarları sonucunda bölgede ABD’den müstakil bir hariç siyaset izlemeye çalışması, enerji sahasında rolünü güçlendirmeye çalışan ABD ve müttefiklerini rahatsız ederken, Yunanistan’ın Türkiye’ye yönelik emelleri için de müsait ortamı sağladı. Bölgede Türkiye ile uyumlu ilişkiler içinde olmayan öbür devletler de Yunanistan’ın bu saldırgan eğilimine zaman vakit destek verdi. Yunanistan, ABD’nin yanı dizi Fransa, İsrail, Mısır, Ermenistan ve BAE ile işbirliğini güçlendirmek için yoğun bir diplomasi yürütmeye başladı. Bu dönemde fazla taraflı kurumsal nitelikteki, Doğu Akdeniz Gaz Forumu’nu hayata geçirdi. ABD, Fransa, İtalya ve AB’nin de desteğini meydan faaliyetlerin ülkemizi bölgedeki işbirliği fırsatlarının dışında bırakmayı hedeflediği net şekilde görülüyor. İsrail öncülüğünde hayata geçirilen ABD destekli Doğu Akdeniz Gaz Forumu (EastMed), İsrail ile şu anda katliam yaptığı Filistin’i dahi aynı masada bir araya getirirken, Türkiye burada yer almıyor. REKLAM Yunanistan ayrıca AB üyeliğinden de yararlanarak ülkesinin Birliğin şark sınırı olduğunu ve ülkesine yapılacak saldırıların AB’ye karşı yapılmış sayılacağı propagandasıyla ikili ilişkilerimizden kaynaklanan sorunları AB gündemine iç etti. Yunanistan, yeni uluslararası aktivizmi çerçevesinde geliştirdiği siyasi söylemiyle diplomatik cephede ülkenin kapasitesini artırmaya ve Türkiye’nin uluslararası itibarını sarsmaya çalışırken, daimi şu iki ana temayı işliyor: 1- Türkiye’nin bölgedeki mevcut durumunu değiştirmeye çalışan revizyonist, yayılmacı bir ülke olduğu ve bu meydan okumanın sadece Yunanistan’ın değil ayna zamanda öbür bölge ülkeleri, ABD ve AB’nin çıkarlarına da aykırı olduğu iddiası. 2- Yunanistan’ın istikrarsız bir bölgede istikrarın kalesi olarak hizmet ettiği ve uluslararası hukuka olduğu kadar ABD ve AB çıkarlarına da kuvvetle bağlı olduğu ayrıca ABD’yi kuran liderlerin antik Yunan özgürlük ve demokrasi ideallerinden yararlandıkları için iki ülke arasında sarsılmaz bir bağ olduğu… Bunlar Yunan yetkililer tarafından uluslararası destek toplamanın, avantajlı silah alımlarını kolaylaştırmanın ve Türkiye’nin uluslararası konumunu zayıflatmanın birincil diplomatik yolu olarak görülüyor. REKLAM TÜRKİYE KARŞITI GÜVENLİK YAPILANMASI Okyanus ötesinden, İsrail’in bölgedeki destekçisi ve en aka müttefiki bölgenin jandarması ABD, Yunanistan’ın Ege’deki, GKRY’nin Doğu Akdeniz’deki haklarının ihlal edilemez olduğunu her fırsatta dile getirirken, öbür Yandan Yunanistan-GKRY ikilisini askeri, siyasi ve ekonomik olarak desteklemek ve bölgede Türkiye karşıtı bir emniyet yapılanması oluşturmak üzere harekete geçmiş durumda. ABD, Yunanistan’ın Balkanlar ve Avrupa için enerji koridoru haline gelmesi için yatırımlar yapıyor. Yunanistan’ı askeri olarak güçlendirmeye ve ülkedeki askeri varlığını yeni üslerle artırmaya gayret gösteriyor. Yunanistan, Fransa ile de askeri işbirliği ve aka ölçekli askeri modernizasyon anlaşmaları imzaladı. Yunanistan, Türkiye’nin yakın müttefiki olan Libya ile ilişkilere de özel ehemmiyet veriyor. Libya’da Abdulhamid Dibeybe Yönetimi içinde çatlak oluşturma ve kendilerini müzahir kişilerin desteğini alma gayretine devam ediyor. Yunanistan öbür yandan siyasi açıdan AB ve NATO üyeliğini, dini bakımdan ise Ortodoksluğu kullanarak Balkan ülkeleri ile iyi komşuluk ilişkileri geliştirmek suretiyle Türkiye’nin bölgedeki tarihi nüfuzunu yok etmeye ve kendisine müzahir hale getirmeye çalışıyor. Yunanistan, bu ülkeleri savunma anlaşmalarıyla ittifaka iç etmeyi amaçlamış ancak istediği ölçüde başarılı olamamıştır. Yunanistan muhtemel bir savaşta müttefiklerinin sayısını artırmak amacıyla Doğu Akdeniz ve Türkiye-Libya Mutabakatı konularının ana gündem maddesi olduğu diplomatik çabalarına devam ediyor. REKLAM KASITLI GERİLİM ÇIKARIYOR Yunan yetkililerin müttefiklerinin desteğiyle zaman vakit yaptıkları açıklamalar ve çıkardıkları kasıtlı gerginliklerle Türkiye’ye meydan okudukları yakından izleniyor. Yunanistan’ın Türkiye’nin zayıf olduğunu değerlendirdiği müsait ortamı yakaladığı ve müttefiklerinin desteğini sağladığı takdirde sıcak çatışmaya girmekten de kaçınmayacağı müşahade ediliyor. Yunanistan’ın Türkiye karşıtı koalisyonu aka ölçüde tahkim ettiği ve bu süreçte önemli bir yol kat ettiği ortaya çıktı ancak Türkiye’yi tecrit girişimleri, Türkiye’nin bölge ülkelerine yönelik attığı diplomatik adımlarla aka ölçüde zayıflatıldı. BAE ile ilişkiler aka ölçüde iyileştirilmiş, Mısır ile ilişkilerde önemli adımlar atılmış, son saldırılarına kadar İsrail ile diyalog süreci ve Suriye yeni yönetimi ile temaslar sıkılaştırıldı. Türkiye’nin bölge ülkeleriyle attığı adımlara rağmen, Yunanistan’ın Türkiye karşıtı koalisyonun ayakta tutmak için gayret sarf ettiği ve bu koalisyonun kurucusu ve hamisi olan ABD’nin ittifaka bağlı olduğu anlaşıyor. BİZİM İÇİN TEHDİT GKRY’den önce Yunanistan’ın Rodos Adası’na yerleştirdiği S-300 hava savunma sistemlerinin iddia edilenin aksine aktif olduğunu biliyoruz. Yunanistan birçok adaya da silah ve füze sistemleri yerleştirmiş durumda. Ülkemizin milli güvenliğinin anayasası olan Milli Güvenlik Siyaset Belgesi (MGSB)’nde de Gayri Askeri Statüdeki Adalar (GASA)’ın silahlandırılması, Ege’deki kıta sahanlığı meselesi ve Türkiye’nin milli çıkarlarına yönelik tehditler ana başlıklar arasında yer alıyor. REKLAM BÖLGESEL KONFERANS ISRARI Bölgedeki dengelerin ülkemiz lehine sağlamlaştırılması maksadıyla önümüzdeki süreçte Türkiye ilgili tüm ülkelerle ikili ilişkilerini geliştirmek amacıyla diplomatik girişimlerini sürdürmeye devam edecek. Doğu Akdeniz’de tüm tarafların yararına olacak işbirliği imkânlarının aranması ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın BM Genel Kurulu’na hitaben 22 Eylül 2020 tarihli konuşmasında yer verdiği, “tüm bölge ülkelerinin adalet ve çıkarlarının göz önünde bulundurulduğu, içinde Kıbrıs Türklerinin de yer aldığı bölgesel bir konferans düzenlenmesi” teklifinin gündemde tutulması faydalı olacaktır. Diğer yandan uluslararası kamuoyuna ve Doğu Akdeniz politikasına müdahil olan tüm ülkelere Yunanistan’ın yayılmacı politikalar izlediğinin anlatılması, Yunanistan’ın Türkiye’yi uluslararası alanda bölgesel bir tehdit unsuru olarak gösterme gayretlerini önleyici tedbirler alınması gerekiyor. Türkiye, bu konuda müteyakkız ve proaktif bir siyaset izleyecek. Bölgedeki kuvvet dengelerinin Türkiye lehine döndürülmesinde Rusya’nın desteğinin sağlanması kritik ehemmiyet taşıyor. REKLAM BÖLGEDE CİRİT ATAN ÜLKELER GKRY Doğu Akdeniz yetki alanı iddialarına meşruiyet kazandırma gayreti doğrultusunda bölgede uluslararası enerji şirketleri aracılığıyla hidrokarbon arama faaliyetleri yürütüyor. Böylece bölgedeki hukuka aykırı girişimlerine üçüncü aktörleri iç ederek taktikleri çerçevesinde Türkiye üzerinde baskı oluşturmayı hedefleyen GKRY’nin muhtemel gerginlik halinde bu şirketlerin ait olduğu ülkeler tarafından destek görmeyi bekliyor. GKRY eski Lideri Nikos Anastasiadis’ın muhtelif söylemlerinde bilinçli bir tercih dahilinde bölgedeki hidrokarbon arama-sondaj ruhsatlarının AB üyesi İtalya (Eni) ve Fransa (Total)’nın yanında ABD (Chevron), İngiltere (BP), Güney Kore (KOGAS), İsrail (Delek) ve Katar (Qatar Petroleum) merkezli şirketlere verilmesine sıklıkla dikkat çekmesi de bunu teyit ediyor. Yunanistan’ın da benzer tutumu benimsediği, son dönemde Girit Adası çevresindeki hidrokarbon çalışmalarını ABD merkezli şirket (Exxon Mobil) ortaklığında yürüttüğü görülüyor. DENİZ KUVVETLERİ DEVREDE GKRY ve Yunanistan söz konusu tutumları karşısında Doğu Akdeniz’deki en uzun kıyıya sahip ülke olarak deniz yetki alanlarındaki adalet ve menfaatlerini kararlı bir şekilde koruya koruyan Türkiye, kıta sahanlığı sınırları içindeki girişimlere müsaade etmeyerek Türk Deniz Kuvvetleri unsurlarıyla lüzumlu karşılığı veriyor. Bölgeye yönelik yaklaşımını Kıbrıs Adası’nın ortak sahibi olan Kıbrıs Türklerinin Ada etrafındaki adalet ve menfaatlerinin muhafazası dahilinde şekillendiren Türkiye, bu kapsamda gündeme gelen girişimlere de hassasiyetle yaklaşıyor. REKLAM KKTC Bakanlar Kurulu tarafından TPAO’ya ruhsatlandırılan meydan ile çakışan Eni (İtalya), Total (Fransa), KOGAS (Güney Kore) şirketlerinin ruhsat sahibi olduğu sözde üçüncü parselde sondaj faaliyet icra etmek isteyen “Saipem 12000” adlı sondaj gemisinin 2018’de Türk donanması tarafından engellenmesi, ülkemizin bu alandaki tutumunu yansıtan önemli bir örnektir. Doğu Akdeniz’de yürütülen sismik araştırma ve sondaj çalışmaları halihazırda Türk kıta sahanlığı sınırlarıyla çakışan alanlara yönelmemiş olmakla beraber müteakip dönemde bu alanlara yönelik muhtelif girişimler söz konusu olabilecek. Ayrıca Avrasya Enterkonnektörü Projesi ve EastMed Boru Hattı Projesi gibi fazla uluslu şirketlerin işletmeciliğinde yürütülen uluslararası projeler dahilinde de deniz yetki alanlarımız hilafına uygulamaların görülebileceği, bu durumun da ilgili şirketlerin menşe ülkelerinin ülkemiz üzerinde muhtemel baskılarını gündeme getirebileceği göz ardı edilmemeli. Ülkemizin deniz yetki alanlarındaki adalet ve menfaatlerinin korunması konusundaki kararlılığını teyit eden uygulamalar fazla aka ehemmiyet taşıyor. Bu nedenle siyah unsurlarının yanında, donanma, hava kuvvetleri, hava savunma sistemleri gibi unsurlarla beraber bölgedeki askeri unsurların gücü ve caydırıcılığı öne çıkıyor. Doğu Akdeniz’de deniz ticareti, enerji ve benzeri alanlarda löp kuvvet unsurlarını destekleyecek nitelikte bölge ülkeleri ve fazla uluslu şirketlerle işbirliği imkânlarının geliştirilmesi gerekiyor. Sonuç; denizde – havada – karada çetin ve misli mücadele dönemi başlıyor… *Haberin görseli AA tarafından servis edilmiştir. Temsilidir.
EKONOMİ
Az önceTEKNOLOJİ HABERLERİ
1 saat önceEKONOMİ
8 saat önceGAZİANTEP GÜNDEMİ
10 saat önceGAZİANTEP GÜNDEMİ
12 saat önceEKONOMİ
13 saat önceGAZİANTEP GÜNDEMİ
15 saat önce
1
Atina’da Tarım Bakanlığı şubesine bombalı saldırı
2350 kez okundu
2
Gazze’de yaşanan insani felaket dış basında
2008 kez okundu
3
ABD nükleer silah testleri yapacak
1959 kez okundu
4
İsrail, yardım bekleyen Filistinlilere ateş açtı
1908 kez okundu
5
Çin’den 2 stratejik silah: DF-5C ve LY-1
1896 kez okundu