Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: “Merkezi bütçeden deprem harcamalarına yaklaşık 90 milyar dolarlık kaynak ayırdık””2025 yılı sonu itibarıyla asrın inşa seferberliği kapsamında 455 bini aşkın konut, köy evi ve iş yerinin inşasını tamamladık””Depremi istismar etmeye çalışan siyaset anlayışına pirim vermedik””Deprem bölgesi kısa süre içinde dünyanın en büyük şantiyesine dönüştü”

Gaziantep'in İslahiye ilçesinde asrın felaketinin yıl dönümünde konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, deprem harcamalarına yaklaşık 90 milyar dolarlık kaynak ayırdıklarını belirterek, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kapsamlı bir toparlanma hamlesini başlattık ve süreci ilk andan itibaren devlet ciddiyetiyle ele aldık. Gündelik siyasi polemiklere, dar siyasi hesaplara girmedik. Enkazı kaldırmadan hukuki süreçleri hızlandırmaya, yeni yerleşim alanları planlamaya varıncaya kadar pek fazla zorlu çalışmayı başarıyla tamamladık" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, deprem bölgesi ziyaretleri kapsamında program ve toplantılara katılmak üzere Gaziantep'e geldi. Depremde hayatını kaybeden vatandaşların mezarını ziyaret eden Yılmaz, ardından İslahiye ilçesinde düzenlenen 6 Şubat Depremi anma törenine katıldı. Törende konuşan Yılmaz, "Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), Kentsel Dönüşüm Başkanlığı, Emlak Konut GYO ve Yapı İşleri Genel Müdürlüğü 11 ilde 174 ayrı alandaki 3 binden fazla şantiyede inşa çalışmalarını yürüttü. Yoğun bir çalışma temposu neticesinde ilk temelleri 15'inci günde atarken, ilk köy evlerini 45'inci günde adalet sahiplerine teslim ettik. Süreç ilerledikçe teslimatları planlı biçimde artırarak, 2025 yılı sonu itibarıyla Asrın İnşa Seferberliği kapsamında 455 bini aşkın konut, köy evi ve amel yerinin inşasını tamamladık. Bu çapta bir ihya ve inşa çalışması dünyada da eşine rastlanmayacak düzeyde bir başarı oldu" dedi. "2025 yılında asrın inşa seferberliği kapsamında 455 bini aşkın konut, köy evi ve amel yerinin inşasını tamamladık" Depremin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde kapsamlı bir toparlanma hamlesini başlattıklarını ve süreci ilk andan itibaren devlet ciddiyetiyle ele aldıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Asrın felaketi olarak da nitelendirdiğimiz 6 Şubat depremlerinin 3. yıl dönümünü idrak ediyoruz. Hafıza önemli. Unutmayalım ki bir daha bazı konuları yaşamayalım. Dersler çıkaralım geçmişten. Bu anlamda. Bu anlamda fazla çok önemli. Öncelikle tabii 50 binden fazla canımızı kaybettik. Deprem şehitlerimize bir kere daha rahmet diliyoruz. Cenabı Allah mekanlarını cennet etsin diyoruz. Geride kalan ailelerine, sevenlerine Cenabı Allah sabrı cemil niyaz etsin diyoruz. Bir daha böyle acılar yaşamamayı temenni ediyoruz. Çok Doğrudan 11 ilimiz, 14 milyon nüfusumuz etkilendi o geceden fakat dolaylı olarak tüm milletimiz 86 milyon o acıyı yaşadı. Cenabı Allah bir daha öyle günler göstermesin diyoruz. Yarın Cumhurbaşkanımız ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bakanlarımız, birçok yetkilimizle beraber Osmaniye'de olacağız. Orada da bu 3 yılın muhasebesi yapılmış olacak. Milletimizle paylaşılmış olacak. Değerli Kardeşlerim, Canları geri getirmek maalesef olası değil fakat geride kalanların yardımına koşmak, destek olmak, dayanışma sergilemek, yaraları sarmak son radde önemli. Biz de bu süreçte Cumhurbaşkanımızın liderliğinde dünyada eşine az rastlanır bir dayanışma sergiledik. Devlet olarak, ulus olarak bu aka afetin yaralarını sarma gayreti içinde olduk. Ben hatırlıyorum deprem sonrası deprem bölgesini geziyordum. Plan Bütçe Komisyonu Başkanıydım o dönemlerde. Hükümette değildim. Şunu söylüyordu vatandaşım. Bu enkaz yıllarca kaldırılamaz diyenler vardı. Bırakın. Evlerin inşa edilmesini, şehirlerin inşa edilmesini bu enkaz uzun bir süre kaldırılamaz diyenler vardı. Çok şükür enkazlar kaldırıldı. Hukuki birçok örneğin hızlı bir şekilde çözüme kavuşturuldu. Yeni alanlar tespit edildi. Projeler yapıldı. Hazırlıklar yapıldı. İhaleler yapıldı ve bugün karşımızda yepyeni şehirler görüyoruz. Bu süreçte emeği geçenlere ben de yürekten teşekkür ediyorum. Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere o dönemden bugünlere bakanlarımıza hepsine şükranlarımızı sunuyoruz. TOKİ'mize, AFAD'ımıza, tüm kurumlarımıza yürekten teşekkür ediyoruz. Arama kurtarma çalışmalarında bulunanlardan, inşa faaliyetleri yapan işçimize, müteahhidimize varıncaya kadar emeği geçen kim varsa Allah razı olsun diyoruz. Devletimiz ve milletimiz bu ağır yükün altından fazla şükür kalktı. Bu süreçte başkaları gibi söz üstüne söz koyanlardan olmadık. Vatandaşımızın derdini samimiyetle gören ve tüm imkanlarımızla o sorunları çözme gayreti içinde olan bir hükümet oldu. Gündelik polemiklere siyasi tartışmalara da girmedi. Depremi istismar etmeye çalışan siyaset anlayışına da prim vermedi. Ve bugüne kadar bu anlayışla şehirlerimizi yeniden inşa ettik. Dünyanın en aka şantiyesi bu devre deprem bölgemiz oldu. Toplu konut idaremiz, emlak konut, bina işleri 11 ilde 174 ayrı alanda 3 binden fazla şantiyede bu çalışmaları yürüttük. 200 binden fazla insan daimi bir şekilde bu inşaatlarda çalıştılar. Gece gündüz, yaz, kış yoğun bir çalışma sergilediler. İlk temelleri depremden 15 gün sonra attık. İlk köy evlerini 45. günde teslim ettik. Bu gerçekten inanılmaz bir başarı ve bugün geldiğimiz Asrın seferberliğiyle 455 bin konutu adalet sahiplerine teslim etmiş durumdayız. Konut, köy evi veya amel yeri olarak bu çattaki bir inşa faaliyetini bu kadar sürede, bu kadar planlı programlı yapabilmek sadece bu devlete, bu millete yakışır. Dünyada da öbür örneğini ben bilmiyorum. Varsa söylesinler" ifadelerini kullandı. "Deprem harcamalarına yaklaşık 90 milyar dolarlık bir kaynak ayırdık" Deprem harcamalarına yaklaşık 90 milyar dolarlık bir kaynak ayırdıklarını belirten ve bu kaynağın, konuttan altyapıya, eğitimden sağlığa, üretim alanlarından belde güvenliğine kadar uzanan geniş bir çerçevede, deprem bölgesinin kalıcı biçimde ayağa kaldırılması için kullanıldığını aktaran Yılmaz, "Birçok dünyanın birçok gelişmiş dediğimiz ülkesinde dahi afet olduğu zaman devlet hiç araya girmez. Sigorta şirketleri vardır. Vatandaşla hani en fazla acil biraz o da bulaşıcı hastalık çıkmasın, şu olmasın, bu olmasın diye acil müdahaleler yapılır. Gerisi tamamen vatandaşla sigorta şirketleri arasında gerçekleşir. Bizde farklı bir anlayış var. Devletin hakikaten farklı bir yaklaşımı var. Cumhurbaşkanımız da bu konuda son radde hassas. Dolayısıyla bu 11 şehrimizi ülke büyüklüğündeki bu bölgeyi yeniden inşa ettik. Sadece konutlar yapmadık. Şimdi konutları 455 bin konut başlı başına hani muazzam bir başarı. Fakat örneğin sadece konutlar değil, altyapıları yaptık. Şehirlerin altyapıları yeniden yapıldı. Suyu, arıtması, içme suyu vesaire. Yollar, yeniden yapıldı. Köprüler yapıldı. Hastaneler yeniden yapıldı. Okullar yeniden yapıldı. Organize sanayi, altyapısıyla ülke üst yapısıyla bölge yeniden ayağa kaldırıldı. Bu bütünlük içinde baktığımız zaman camisinden kültür eserlerine, eğitimden sağlığa, ekonomiden ticarete her alanda adımlar atıldı. Belgesel teşviklerden işte buradaki ekonomiyi canlandırmak için uyguladığımız teşvik politikalarına kadar birçok adımla bölgemiz sosyoekonomik olarak da ayağa kaldırıldı" şeklinde konuştu. "Gaziantep'te 25 bin 237 konut, 4 bin 463 köy evi ve bin 353 amel yerini inşa ederek adalet sahiplerine teslim ettik" Şehir genelinde inşa edilen, adalet sahiplerine teslim edilen konutların ve amel yerlerinin Gaziantep'te barınma ihtiyacının karşılanmasının ötesinde, üretim hayatının, ticaretin ve sosyal düzenin sürekliliğini destekleyen bir denge oluşturduğunu da söyleyen Yılmaz, "Gaziantep'te de aka çalışmalar yürüttük. Buraya gelmeden Nurdağı'na gittik. Oradaki rezerv alanını hep beraber gördük. Huzurunuzda Büyükşehir Belediye Başkanımı ve ekibini tebrik ediyorum. Fatma Hanım bize deprem anma ve eğitim projesini de tanıttı orada. İnşallah yakın bir süreçte başlayacak ve bitecek. 10 dönümlük bir arazide o geceyi unutmamak için deprem gerçeğini, ülkemizin gerçeği olan depremi unutmamak için fazla önemli bir çalışma. Orada aynı zamanda ciddi bir eğitim alanı olacak. Üniversite öğrencilerinden öbür ilgililere varıncaya kadar. Aynı zamanda bir rezerv alanı orası. 3 binden fazla konut inşa edilmiş bir alan. O eski manzarayla yeni yapılanları bir arada gördüğünüz bir ortam. Her bakımdan önemli diye düşünüyorum. Bu projemiz de inşallah hayata geçecek. Gaziantep genelinde 25 bin 237 konut, 4 bin 463 köy evi, bin 353 amel yeri inşa ederek kamu sahiplerine teslim ettik. Çok şükür bugünleri de gördük. Cenabı Allah bize bugünleri göster. Diğer taraftan az önce söylediğim gibi öbür birçok konuda da yollarıyla, organize sanayi bölgeleriyle, bugün deprem bölgemizdeki okullardaki sınıf sayımız deprem öncesini aşmış durumda. Bugün deprem bölgesinde hastanelerimizdeki döşek sayısı deprem öncesini aşmış durumda. Birçok alanda deprem öncesinden daha iyi bir noktaya gelmiş durumdayız. Gaziantep en hızlı toparlanan illerimizden oldu. Hatta başında geliyor. Bunun da tabii bir sebebi var. Gaziantep'te merkezi idare. Büyükşehir, ilçe belediyelerimiz başta olmak üzere yerel yönetimler, valiliğimiz ve hayırseverler, amel dünyası el ele verdik burada. Birlikte bereket mevcut gerçekten. Birlikte rahmet var. Hep beraber bu çabayı sarf edince yaralar da daha kolay sarıldı, daha hızlı sarıldı. Bugün geldiğimiz noktada işte içinde bulunduğumuz meydan da bunun örneklerinden biri. Çok farklı bir noktaya gelmiş durumdayız. İslâhiye'miz bugün fazla farklı bir noktada" dedi. "Biz depremin yaralarını sararken Suriye de kendi siyasi yaralarını sarmaya başladı" Suriye'de yeni bir idare anlayışının gerçekleştiğini söyleyen Yılmaz, "Bu dönemde Suriye'de de önemli gelişmeler oldu. Biz depremin yaralarını sararken Suriye de kendi siyasi yaralarını sarmaya başladı. Toplumun tamamını kucaklayan yeni bir idare anlayışı gerçekleşiyor" dedi. "Gaziantep'te yaklaşık 14 bin sosyal konut inşa ederek, konut ihtiyacına güçlü bir karşılık vereceğiz" 500 bin sosyal konut seferberliği başlattıklarını ve Gaziantep'te de yaklaşık 14 bin sosyal konut inşa ederek, şehrimizin konut ihtiyacına güçlü bir karşılık vereceklerini belirten Yılmaz, "500 bin sosyal konut seferberliği başlattık. 81 ilimiz gibi Gaziantep de bundan payını alacaktır. Arz yönlü olarak enflasyonla mücadelemize destek olan bu program, afetlere dirençli şehirler hedefimize de hizmet etmektedir. Bu çerçevede Gaziantep'te yaklaşık 14 bin sosyal konut inşa ederek, şehrimizin konut ihtiyacına güçlü bir karşılık vereceğiz. Bugün yapılacak bu programlarla, Gaziantep'te on binlerce aileyi kapsayan sosyal konut projelerinde yeni bir aşamaya geçiyor, vatandaşlarımızı güvenli konutlarına kavuşturma irademizi sahada pekiştiriyoruz. Gaziantep Büyükşehir ve Şahinbey belediyelerimizin bu çalışmaları ile tüm belediyelere rol model olmalarını temenni ediyorum. Yürüttüğümüz tüm çalışmalar, sürat kaygısıyla güvenlikten taviz vermeyen; planlama, mühendislik ve uygulamayı aynı anda yürüten bir anlayışa dayanmaktadır. Deprem bölgesinde benzer zamanlı olarak yürütülen altyapı yatırımlarıyla içme suyu, atık ab ve yağmur suyu hatları baştan sona yenilenmekte; şehirlerimizin taşıyıcı sistemleri, nüfus projeksiyonları ve afet riskleri dikkate alınarak yeniden kurgulanmaktadır. Böylece ortaya konulan her yapı, geçici çözümlerin değil, uzun yıllar ayakta kalacak bir belde düzeninin parçası olarak tasarlanmaktadır. Yürütülen çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte, deprem harcamalarının kademeli biçimde azaldığı bir döneme giriyoruz. Bu süreçte, buraya ayrılan kamu kaynaklarının önümüzdeki dönemde gene milletimizin refahı, kalkınması ve geleceği için kullanılacağı bir denge tesis edilecektir. Bu aka inşa ve ihya hamlesine güçlü liderliğiyle cihet veren Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a şükranlarımı sunuyorum" dedi. "Lütfen göz boyayıcı işlerden vazgeçin, asli olmayan hizmetlerinize yoğunlaşmaktan vazgeçin" Belediyelere göz boyayıcı işlerden vazgeçilmesi gerektiğini söyleyen Yılmaz, "Belediyelerle ilgili olarak, bakın söz etmekle bu amel olmaz. Polemiklerle sloganlarla bir yere varılamaz. Yalan yanlış bilgilerle dezenformasyonlarla da bir yere gidilmez. Bir yaparsınız, iki yaparsınız, sonuçta vatandaş görür ve size anlar. Dolayısıyla siyasette en önemli örneğin ne söylüyorsanız onu yapmak vatandaşa gerçekçi ayakları yere basan politikalarla hizmet etmektir. Vatandaşı aldatıcı laflarla, sözlerle, imajlarla, algılarla yürütülen bir siyaset sürdürülebilir bir siyaset değildir. Onu yapan belediyeler sonuçta sıkışan trafikle, verilemeyen içme suyuyla kaliteli olmayan yerleşim düzeniyle karşı karşıya kalırlar. Maalesef ben rakamsal olarak da söyleyeyim bakın. Son dönemlerde belediyeler Türkiye geneli için söylüyorum. Toplam harcamalarında yatırımların payı düşmeye başladı. Yatırım yapmak yerine ana görevleri olmayan işlere girdikçe belediyeler algı işlerine daha fazla daldıkça lüzumsuz yere fazla çok eleman alıp popülist bir şekilde personel harcamalarını arttırdıkça maalesef vatandaşın alması gereken hizmetler verilemiyor. Bakın Ankara'da yaşıyoruz. Trafik sorunuyla gündelik hayatımızda yaşıyoruz. İçme suyu sorunumuzla yaşıyoruz. Başkentimizde bile bu sorunlarla karşı karşıya gelmiş durumdayız. 2018 yılında belediyelerin yekün harcamasının yüzde 36'sı yatırımlara gidiyormuş 2018 yılında geçen yıl bu oran ne olmuş biliyor musunuz? Yüzde 17'ye düşmüş. Bakın Gaziantep belediyeleri farklı. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi'nin yüzde 37, harcamaları içinde yatırımların payı Türkiye ortalaması yüzde 17. Bunu alkışlamamız lazım. 45'ede çıkacak inşallah. Keşke öbür belediyelerde, bakın bunu siyasi olarak söylemiyorum. Gündelik yaşamımız artık haykırmaya başladı. Yatırım yapmayabilirsiniz bir süre. Bir süre amade sermayeyle idare edebilirsiniz. Geçmişten gelen hani yapılmış yatırımları kullanırsınız fakat halkımızın güzel bir sözü var. Hazıra daha dayanmaz. Bir süre sonra o geçmişte yapılan yatırımların etkisi biter ve keder gerçeklerle karşı karşıya kalırsınız. Benim buradan tüm belediyelere çağrım şudur. Bütçe konuşmalarında da söyledim. Lütfen göz boyayıcı işlerden vazgeçin. Asli olmayan hizmetlerinize yoğunlaşmaktan vazgeçin. Bu şehirlerimizin hava kalitesine yoğunlaşın. yeşil, daha yaşanabilir bir belde ortamı oluşturmaya yoğunlaşın. İnsanımızın ömür kalitesi böyle artar. Yoksa lafla, sözle, popülist politikalarla bir yere varamayız. İşte bu keder gerçeklerle yavaş yavaş yüzleşmeye başladık. Çünkü sermaye artık dayanmıyor. Bunu da buradan vurgulamak istiyorum" diye konuştu.
Benzer Videolar