Reklam
Reklam
“İsrail’i maksimalist taleplerinden vazgeçirmek gerek”
317 okunma

“İsrail’i maksimalist taleplerinden vazgeçirmek gerek”

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazze'ye değinen Bakan Fidan, "İsrail'i maksimalist taleplerinden vazgeçirmek gerekiyor." ifadelerini kullandı. Suriye'ye dair konuşan Bakan Fidan "İsrail, Suriye ile belli bir anlaşma zeminine geldiği gün YPG'nin de geleceğini göreceksiniz." dedi.

ABONE OL
Aralık 12, 2025 03:00
“İsrail’i maksimalist taleplerinden vazgeçirmek gerek”
0

BEĞENDİM

ABONE OL
Reklam

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Uluslararası İstikrar Gücü’ne yönelik “Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) siyasi iradesiyle Filistin meselesinin çözümünde, barışın sağlanmasında her türlü sorumluluğu Türkiye almaya hazır.” dedi. Fidan, Katar merkezli Al Jazeera Arapça televizyon kanalına gündeme ilişkin değerlendirmede bulundu. Gazze sulh sürecinde gelinen aşamaya kolay gelinmediğini belirten Fidan, “Arkasında fazla aka emek var, çalışma var, gayret var. Aslında aka bir keder var. Sadece İslam dünyasının, Arap dünyasının değil, tüm insanlığın. Bu sivillerin, masumların, kadınların, çocukların, herkesin gözü önünde 2 yıl boyunca öldürülmesi, 70 bin kişinin şehit olması, on binlerce kişinin yaralanması, kaybolması tabii ki insanlık vicdanında fazla ciddi bir yara bırakıyor.” ifadesini kullandı. REKLAM Fidan, gelinen aşamada istenen her şeyin gerçekleşemediğine işaret ederek, şunları kaydetti: “İnsani yardımlar belli miktar gidiyor fakat giriş-çıkışlar gene sorun. Barış planında öngörülen maddeler fazla çok uygulanmıyor ve maalesef İsrail her gün Filistinli öldürmeye, şehit etmeye devam ediyor. Ama buna rağmen bir önceki savaşın şiddetine, kıyımın şiddetine baktığınız zaman şimdiki hali gerçekten insanlara bir soluk verir nitelikte olduğu için desteklediğimiz bir hal. Devam etmesi lazım. Daha ileriye götürülmesi lazım.” Barış planının ikinci aşamasında da atılması gereken adımlar olduğuna dikkati çeken Fidan, “Birincisi, ikinci aşama için Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nden bir karar çıkartılması konusu vardı. Onunla ilgili çalışmalar bitti, karar çıktı. Şimdi o kararda öngörülen bazı maddeler var. Onların hayata geçmesi gerekiyor.” dedi. Fidan, aka sorumluluğun ABD ve Başkan Donald Trump’a düştüğünü vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu: REKLAM “Bizim buradan aka bir çabamız var. Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Ürdün herkes el birliğiyle, mevcut gücüyle çalışıyor. Şimdi önümüzdeki günlerde bu konuda bazı adımların atılmasını bekliyoruz biz açıkçası. Özellikle Barış Kurulunun oluşturulması meselesi fazla önemli. Yönetimin Filistinlilere devredilmesi meselesi, Hamas tarafından Filistinli bir teknik komiteye devredilmesi, o da önemli ve bir polis gücünün kurulması gibi fazla konu var.” Uluslararası İstikrar Gücü’ne yönelik Fidan, “Cumhurbaşkanımızın (Recep Tayyip Erdoğan) siyasi iradesiyle Filistin meselesinin çözümünde, barışın sağlanmasında her türlü sorumluluğu Türkiye almaya hazır. Bölgedeki kardeşlerimizle, uluslararası paydaşlarla bu meselede her türlü sorumluluğu üstlenmeye hazırız. Bu konuda asker göndermek gerekiyorsa sulh için onu da göndermeye varız.” diye konuştu. Fidan, BM Güvenlik Konseyi kararlarının bölgedeki bazı aktörlerin görüşünün alınması konusunda bir şart ileri sürdüğünü anlatım ederek, “Burada tabii Filistin tarafı var, İsrail tarafı var. Savaşın iki muhatabı olan taraf. Orada tabii İsraillilerin de bu noktada belirli bir mutabakat göstermesi lazım. Burada bu mutabakat ortaya menfaat mı çıkmaz mı bakıyoruz.” dedi. “(Uluslararası İstikrar Gücü) Bizim buradaki duruşumuz belli, net” Fidan, İsrail’in, Türkiye’nin Uluslararası İstikrar Gücü’nde yer almasını istemediğini belirterek, “Burada tabii İsrail biricik başına bu planda söz sahibi değil. Amerika ve öbür bölge ülkeleri ve şartlar ne gösterir onu bilemiyoruz. Bizim buradaki duruşumuz belli, net. Diğer kuvvet gönderecek ülkelerin duruşu da belli. İsrail’le de belli bir müzakere noktasına Amerikalılar ulaşırsa bizim için ne ala. Ulaşmazlarsa kendilerinin bileceği bir iş.” ifadelerini kullandı. REKLAM “İsrail’in Uluslararası İstikrar Gücü kapsamında temel hedefinin, Hamas’ın elindeki silahları almak” olduğu yönündeki soru üzerine Fidan, her şeyin tabii bir süreç içerisinde ilerlemesini istediklerini belirtti. Fidan, şöyle devam etti: “Hiçbir şartın sulh sürecini aslında bozacak, engelleyecek, rotasından çıkartacak bir dayatmaya dönüşmesini istemiyoruz. Biz şuna inanıyoruz, yani bu bölge ülkeleriyle de yaptığımız değerlendirme açıkçası. Barış süreci normal rotasında devam ederse, yani insani yardımlar, insanların yine geri dönüşü, yerleşim, iktisat bunların hepsi olursa, İstikrar Gücü geldiği zaman sınırda Filistinlileri ve İsraillileri ayırırsa ben bu konunun da örneğin olacağını düşünmüyorum. Yani bu konuda Hamas’la da yaptığımız görüşmeler ortada. Ama bunun şimdiden sulh anlaşmasını rotasından saptırmaya yönelik bir dayatmaymış gibi, olmazsa olmazmış gibi en baştan ortaya koymak daha sürecin öbür aşamalarını işletmeden, bu aslında biraz geri niyetli gibi geliyor bize.” Fidan, belli bir noktadan sonra Filistin emniyet güçlerinin, Gazze’nin güvenliği ile ilgili tedbirler alması gerektiğine işaret ederek, “Belli bir noktadan sonra silahlı grupların olmaması lazım. Bunun için zaten uluslararası mekanizma var, bunun için İstikrar Gücü, Barış Kurulu ve bizlerin olduğu mekanizmalar var. Filistinliler kendilerini rahatta hissettikçe, güvende hissettikçe bu sorunların çözüleceğine inanıyorum.” diye konuştu. REKLAM “İsrail’i maksimalist taleplerinden vazgeçirmek gerekiyor” “İsrail’in kendisine yeni bir hudut bölgesi oluşturduğunu iddia etmesini” değerlendiren Fidan, “Maksimalist tavırların, taleplerin maksadı bellidir. Yani burada belli bir noktada siyaset ve müzakere tekniği de mevcut açıkçası. Onu görüyoruz yani. Bu (İsrail Başbakanı Binyamin) Netanyahu’nun stratejilerinden biri.” ifadelerini kullandı. Fidan, gerçek manada sulh sürecinin hayata geçmesi için herkesin belli bir anlayış göstermesi gerektiğini vurgulayarak, “Bu süreçte yine ediyorum. ABD’nin tavrı önemlidir. Onlarla da yoğun temas içerisindeyiz. Sadece biz değil, Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Ürdün, yoğun bir temasımız var. Yaptığımız temaslar neticesinde Amerikalıların bu konuda daha anlayışlı, daha rasyonel, sürece müsait hareket ettiklerine şahitlik ediyoruz.” dedi. ABD’nin aka destek verdiğini vurgulayan Fidan, “Aslında (Trump’ın Özel Temsilcisi) Steve Witkoff’un ve arkadaşlarının bu konuda burada fazla aka bir çabası ve rolü var. Gerçekten fazla aka bir iyi niyetle meseleyi bitirmeye, sonlandırmaya çalışıyorlar. Burada çabalara devam edeceğiz. Geri adım atmak yok.” diye konuştu. Fidan, Gazze sulh planının “bozguna uğraması” riskine ilişkin soruya, “Bu risk, her zaman için var. Bu risk, her zaman için mevcut fakat bunu düşünmek bile istemiyoruz, çünkü alternatifi daha aka bir soykırım, yerlerinden edilme.” yanıtını verdi. REKLAM Netanyahu’nun asıl amacının, Gazze’deki Filistinlileri tamamıyla Filistin’den göndermek, orayı Filistinsiz bir hale getirmek, Gazze toprağını ilave bir İsrail toprağına dönüştürmek olduğunu belirten Fidan, “Batı Şeria’da da aynısını yaptığını görüyoruz. Filistinlilerin orada, kendi vatanlarında, kendi yurtlarında onurlu, güvenli, huzurlu bir şekilde kalmaya devam etmesi lazım. İki tarafın da birbirine ziyan vermesini engellemek için uluslararası topluma düşen görevde herkes rolünü oynamaya hazır. Burada İsrail’i maksimalist taleplerinden vazgeçirmek gerekiyor.” ifadelerine yer verdi. Fidan, ABD tarafının hem Gazze’de hem de Rusya-Ukrayna arasında da arabuluculuk çalışmaları yaptığını belirterek, “Yakında bu konuda daha ciddi, daha aka adımların atılma gayretini de ben göreceğimize inanıyorum. Bu konudaki temaslarımız da devam ediyor. Alanda günlük adi sorunlar çıkıyor, onları da koordine ediyor ilgili arkadaşlarımız. Bu konuda Amerikan yönetiminin gelecek günlerde, haftalarda daha aka bir gayret göstereceğine inanıyorum.” değerlendirmesinde bulundu. “Suriye halkına uluslararası toplumun verdiği şansı İsrail vermek istemiyor” Fidan, Suriye’de geçen bir yılı nasıl değerlendirdiğine ilişkin soru üzerine şunları anlatım etti: “Öncelikle Suriye’nin özgürleşmesinin birinci yılının tüm Suriyelilere, bölge halkına hayırlı olmasını diliyorum. Gerçekten Suriye halkı, son 15 yıldır savaşla, onların öncesinde de Esad rejimlerinin, hem babası hem kendisi, aka zulmüyle fazla sıkıntılı günler geçirdi. Şimdi fazla şükür geldiğimiz noktada, hem bölge ülkeleri hem uluslararası toplum geçtiğimiz bir yıl içerisinde Suriye’nin yeni yönetimine, Suriye halkına el birliğiyle destek vermek, bir talih vermek için gayret içerisindeler, çalışıyorlar.” REKLAM Suriye konusunda daha sistemli çalışılması gerektiğinin altını çizen Fidan, “Bu sabaha karşı Sezar Yasası Amerikan Meclisi’nde biliyorsunuz o da kaldırıldı. Yani Amerikan yönetimi aslında Suriye’nin kalkınmasının önündeki, ekonomik ilerlemesinin önündeki kendine düşen rolü yaparak engelleri kaldırdı. Avrupa Birliği de aynı şekilde adımlar atıyor. Bu konuda bizim iyimser olmamız gerekiyor.” diye konuştu. Fidan, İsrail yayılmacılığının Suriye’ye olan etkisine değinerek, “Bu kabul edilemez bir hal fakat İsrail tıpkı Filistin meselesinde, Gazze Barış Planı’nda, Gazze’deki soykırımda olduğu gibi. Bütün dünyanın görüşü ve durduğu yer bir yana, İsrail bir yana. Yani İsrail, bu noktada dünyanın tüm milletlerinin düşüncesinin, talebinin bilakis davranmakta bir beis görmüyor.” diye konuştu. Tarihin doğru tarafında olmak gerektiğine işaret eden Fidan, şunları kaydetti: “Suriye halkına, uluslararası toplumun verdiği şansı İsrail vermek istemiyor. İsrail yönetimi, maalesef Netanyahu liderliğinde bölgedeki komşu ülkelerin zayıflığından kendisine kuvvet ve emniyet çıkartıyor. Burada Suriye’nin geçtiğimiz bir yıl içerisinde uluslararası toplum tarafından destek görmesi İsrail’in fazla hoşuna giden bir konu olmadı. Kendi biricik taraflı emniyet kaygılarını bahane göstererek güneyde işgale başlaması, siyah birliklerini daha ileri götürmesi, yetmiyormuş gibi zaman vakit Şam iç bombalamada bulunması tabii ki kabul edilemez bir durum.” REKLAM Fidan, İsrail’in Suriye’deki yayılmacılığının, İsrail’e ve İsrail halkına getireceği bir fayda olmadığını vurgulayarak, “Bölgeye daha aka bir kaos ve karmaşa getiriyor. Bu konuyu da Amerikalılarla yakından görüşüyoruz. Suriye yönetiminin, İsrail’le devam eden görüşmeleri var. Umarım İsrail, bu konuda artık frene basar ve bölgesel yayılmacılığın İsrail’in lehine olmadığını, daha aka kargaşa ve kaosa hizmet edeceğini kendileri de görürler.” ifadelerini kullandı. İSRAİL VE YPG’YE DEĞİNDİ Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İsrail’in Suriye’de hareketliliği ile Suriye’de SDG adını kullanan terör örgütü PKK/YPG’nin “isteksizliği” arasında bir orantı olduğuna işaret ederek “İsrail, Suriye ile belli bir pakt zeminine geldiği gün YPG’nin de geleceğini göreceksiniz.” dedi. Suriye ile İsrail arasında emniyet anlaşması olup olmadığına ilişkin söylemlere ve Suriye’nin bu konudaki seçeneklerine dair Fidan, şunları kaydetti: “Bunun sulh yoluyla çözülmesi lazım. Uluslararası toplumun, Birleşmiş Milletlerin tanıdığı sınırlar ortada. Kimse, kimsenin sınırına mütecaviz olmamalı. İsrail’in Birleşmiş Milletler tarafından tanınan sınırı belli, Suriye’nin belli. Bunun ötesine geçtiğiniz zaman, sırf elinizde kuvvet var, benim arkamda da destek var, ben bununla yaparım dediğiniz zaman şimdilik size tarih bir fırsat sunar. Ama yarın bir gün kuvvet başkasının eline geldiği zaman, aynı mukabele size yapılır. Kimse sizin sınırınızı tanımaz bu sefer. Onun için zaman varken gelin, uluslararası sistemin ortaya koyduğu anlaşmalara sadık kalın.” REKLAM Fidan, şayet İsrail kendisine Suriye’den tehdit olduğunu düşünüyorsa, bölge ülkelerinin bir araya gelerek bunu görüşebileceğini belirterek “Ama şu anda Suriye yönetiminin İsrail için bir tehdit olduğuna ilişkin bir emare, bir veri kimsede yok. İsrail’in tehdit olarak gördüğü konularla da Suriye yönetiminin uğraşmadığına ilişkin bir veri de yok. Biz burada aslında bir ön müşteri tavrın, bir yayılmacılığın, maksimalist bir tavrın olduğunu görüyoruz açıkçası.” ifadelerini kullandı. “İsrail’in Suriye’deki hareketliliği ile ‘SDG’nin isteksizliği arasında bir ilişki var” Suriye’de SDG adını kullanan terör örgütü PKK/YPG ile Suriye hükümeti arasında varılan 10 Mart mutabakatına ve henüz bu anlaşmanın uygulanmamasına ilişkin Fidan, “Burada tabii İsrail’in Suriye’deki hareketliliği ile ‘Kasad’ın (SDG) açıkçası isteksizliği arasında bir ilişki var, bir orantı var. Bunu artık söylemek gerekiyor. Bu YPG’nin biricik başına aldığı bir karar değil.” dedi. Fidan, Suriye hükümetiyle meselenin çözülmesi yolunda 10 Mart’ta bir mutabakat imzalandığını ve o dönemde her şeyin iyi olduğunu hatırlatarak, “Amerikalılar, biz, Suriyeliler yani herkes memnundu. Bu yolda gidilecekti. Ama şimdi daha farklı işaretler ve sinyaller aldığı için İsrail’den, YPG’nin lüzumlu adımları atmaktan imtina ettiğini görüyoruz.” diye konuştu. Şam yönetimi ile PKK/YPG arasındaki sorunların diyalog yoluyla çözülmesini umduğunu dile getiren Fidan, “Suriye Kürtleri de rahat eder, Araplar da rahat eder, herkes rahat eder. Yani görmek istediğimiz tablo bizim bu huzur ve sulh sınırlarımızın ötesinde, Suriye halkı için. Ama bölge dışı aktörlerin oyunlarına gelerek onlardan birtakım işaretlerle siyaset belirlemek de iyi bir şey değil.” ifadelerini kullandı. REKLAM “İsrail, Suriye ile pakt zeminine geldiğinde YPG de gelecek” Fidan, “SDG” ile İsrail arasında bir eşgüdüm olup olmadığına ilişkin soruya, “Tabii, yani İsrail, Suriye ile belli bir pakt zeminine geldiği gün YPG’nin de geleceğini göreceksiniz.” şeklinde yanıt verdi. “SDG” ile Suriye hükümeti arasında bir pakt sağlanamadığı takdirde olasılıklara ilişkin Fidan, “Umarım bir çatışma olmaz. Dediğim gibi yani çatışma kimsenin faydasına değil. Sivil kamu ondan mustarip oluyor. İnşallah olmaz, inşallah YPG/PKK yani kendine düşen sorumluluğu yapar. Şu anda ortada bir plan var, silahlı unsurların biricik çatı altında toplanması, milli ordu altında toplanmasına yönelik. İnşallah bu noktada mesafe kat edilir. İnşallah yine bir cenk görmeyiz.” dedi. Fidan, Suriye sahasında Türkiye ile İsrail arasında bir “yarış” olduğuna yönelik iddialara ilişkin, şunları söyledi: “Bu tabii biz bunu bu şekilde açıkçası düşünmüyoruz, görüşmüyoruz. Suriye sahasında yarış yapılacaksa, bizim kültürümüzde, inancımızda İslam’da bir sünnet mevcut biliyorsunuz, bizim yarışımız hayırda olmalı. Suriye’nin güvenliğine, birliğine, bütünlüğüne kim daha fazla yardımcı olacak, işgale, bölmeye, öldürmeye, bombalamaya değil. Bunda yardımcı olacak. Biz kendimizi İsrail’le bu konuda aynı çabada, aynı ligde, aynı konumda görmüyoruz açıkçası. Yani bir emperyal yayılmacılık peşinde olanla bir işbirliği, destek içerisinde olan, bu önemli.” REKLAM Fidan, ikinci olarak Suriye halkının bazen istediğinin, İsrail’i mi Türkiye’yi mi sevdiğinin önemli olduğuna ve bunun Suriye halkına sorulması gerektiğine işaret ederek “Suriye halkı Türkiye’yi niye seviyor? Biz ekmeğimizi, aşımızı, ilacımızı paylaştık ve paylaşmaya da devam edeceğiz. Çünkü biz biliyoruz ki, Allah korusun aynı şey bizim başımıza gelirse Suriyeli kardeşlerimiz de bize yapacaklardı aynı desteği.” diye konuştu. “Sudan için ortaya koyulan sulh çabalarına destek veriyoruz” Sudan’daki çatışmalar ve Türkiye’nin tutumuna ilişkin Fidan, ülkedeki savaştan önce Sudan’la fazla iyi ilişkilere sahip olduklarını hatırlatarak “Maalesef savaştan sonra bizim şu anda yaptığımız şey daha fazla insani yardım yapmak ve yürüyen diplomatik çabalara destek vermek. Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar, Amerika, tüm bunların ortaya koyduğu sulh çabalarına biz destek veriyoruz.” ifadelerini kullandı. Fidan, Gazze’de olduğu gibi Türkiye’nin sulh için ne gerekiyorsa yapmaya amade olduğunu vurgulayarak, Sudan’ın Türkiye için gerçekten fazla değerli bir ülke ve Sudan halkının aziz ve mübarek olduğunu dile getirdi. Bu konuda aka bir keder içinde olduklarını aktaran Fidan, “Türkiye olarak biricik yaptığımız şey daimi insani yardım malzemeleri ulaştırabilmek fakat Sudan coğrafyası o kadar aka ki, fazla ücra yerlere ulaştıramıyorsunuz. İslam dünyası olarak bizim artık böyle resimleri görmememiz gerekiyor, bu sorunları yaşamamamız lazım. Bu medeniyet; sivil halkı öldüren, çocukları öldüren, bombalayan, hastaneleri yok eden bir medeniyet değil.” dedi. REKLAM “Sudan’ın bölünme ihtimalinin önüne geçmek gerekiyor” Fidan, Sudan’ın bölünme olasılığından tabii ki endişe duyduklarını vurgulayarak, şunları kaydetti: “Bu aka bir endişe bizim için, bunun önüne geçmek gerekiyor. Onun için, inşallah, az önce anlatım ettiğim ilgili devletlerin, kardeşlerimizin belli bir anlayış içerisinde olması gerekiyor. Biz daha fazla aktif diplomatik gayret içerisine girmeye hazırız fakat şu anda kardeşlerimizin yürüttüğü bir süreç var. Biz ona başından beri saygı duyduk, o sürece de enlem bir süreç olsun istemedik fakat Türkiye’nin yardımı ne zaman istenirse, biz girmeye hazırız. Açıkçası şu anda taraflarla da konuşuyoruz, Amerikalılarla da konuşuyoruz, Arap kardeşlerimize de konuşuyoruz. Telkinlerimiz, çabalarımız daimi devam ediyor, bu konuda daimi çalışma halindeyiz.” Bölgesel sorunların bölgesel sahiplenmeyle çözüleceğine inandığını anlatım eden Fidan, bunun Türkiye’nin politikası ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da vizyonu olduğunu söyledi. REKLAM Fidan, bölge ülkelerinin sorunlarına kendilerinin sahip çıkması, dışarıdan bu sorunları çözecek bir “hegemonu” beklemekten vazgeçilmesi gerektiğinin altını çizdi. İslam dünyası ve bölge ülkeleri olarak insan kaynaklarının, ekonomik kaynakların ve gelişmişliğin buna müsait olduğuna işaret eden Fidan, kendi güçlerini keşfedip, uygar bir şekilde bir araya gelip, meseleleri masanın üstüne koyup itimat içinde tartışmaları ve işbirliği yapmaları gerektiğini belirtti. Filistin meselesinin ve Gazze Temas Grubunun ortaya koyduğu çabanın bu konuda fazla örnek olduğuna değinen Fidan, aynı şekilde Suriye konusunda ortaya koyulanın çabanın da örnek bir gayret olduğunu dile getirdi. Fidan, Suudi Arabistan’ın, Katar’ın, BAE’nin, Mısır’ın, Türkiye’nin hep beraber bir araya gelip bölge sorunlarını omuzlamasını ve elinden geleni yapmasını tarihi bir adım olarak nitelendirdi. “İran’ın işbirliği kümesinin önemli bir üyesi olacağına inanıyorum” Bölgede yaşanan gelişmelerle alakalı İran’ın konumuna ilişkin Fidan, 10 gün önce İran’ı ziyaret ettiğini hatırlatarak, şu ifadeleri kullandı: REKLAM “Kendileriyle de fazla aleni konuştuk, dostlarımızla, kardeşlerimizle. Bölge ülkeleriyle daha şeffaf, daha güvene dayalı ilişki kurmaları gerekiyor. Son birkaç yıldır belli bir itimat oluşmuş durumda, Suudi Arabistan ve İran arasındaki normalleşme, Birleşik Arap Emirlikleri ile İran arasında yürüyen süreçler, Katar’la devam eden süreçler… Ama bölge ülkeleriyle ilerletilmesi gereken bir itimat alanı var, o yüzde sima güveni sağlamak gerekiyor, bunun için de gayret harcamak gerekiyor. Bu olduğu zaman İran’ın da ben bu işbirliği kümesinin önemli bir üyesi olacağına inanıyorum.” Fidan, Rusya-Ukrayna savaşına ve müzakereler konusunda Türkiye’nin adımlarına dair, son 4 yıldır sürecin başından bu yana fazla yoğun bir gayret içinde olduklarını, ateşkes ve sulh olsun diye fazla uğraştıklarını belirtti. “Türkiye gücünü istikrar için kullanıyor” Türkiye’nin politikasının hep yatıştırmaya, ateşkes, barış, kalkınma ve huzur olmasına yönelik olduğunu vurgulayan Fidan, “Türkiye tüm bu gücünü istikrar için kullanıyor. Gazze’de olsun, Suriye’de olsun, Ukrayna’da olsun, Afrika’da olsun.” dedi. Fidan, Ukrayna perspektifinden bakıldığında sorunların lahza itibarıyla belli bir noktaya ulaştığına değinerek, ilerleyen birkaç günün fazla kritik olduğunu dile getirdi. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin alternatif sulh planı için şartlarını yakında ABD’ye göndereceğini söyleyen Fidan, ilk 28 maddelik bir planın ortaya çıktığını ve daha sonra Avrupalıların bunu 20 maddeye indirdiğini hatırlattı. REKLAM Fidan, sonrasında o plan üzerinde Ruslarla görüşmeler yapıldığını, onların cevabının ABD’ye iletildiğini ve yine Ukrayna ile görüşüldüğünü anımsatarak, bunun üzerine Ukrayna’nın hafta içinde Avrupa ülkeleriyle yoğun görüşmeler yaptıklarını ve yakında bir karşı teklif geleceğini söyledi. Bu teklifler görüşülürken arazide savaşın devam ettiğine dikkati çeken Fidan, savaşın dinamiğinin de tarafların lehine ya da aleyhine daimi değiştiğini anlatım etti. “Avrupa, Ukrayna’ya belli zor tercihlerin yapılmasında yardım etmeli” Fidan, Rusların şu anda ilerliyor gözüktüklerine işaret ederek “Burada Avrupa’nın Ukrayna ile beraber belli zor tercihlerin yapılmasında Ukrayna’ya yardımcı olması gerekiyor. Gerçekten bazı tercihler, bazı kararlar fazla zor kararlar Ukrayna için. Ama daha aka kayıpları önlemek için, yani daha aka bir maslahat için bir mefsedeti burada def etmek gerekiyor, yani bir kötülüğü… Yani bir tercih yapmak gerekiyor. Zor onlar için biliyorum. Özellikle toprak konusu inanılmaz derecede zor. Yani Allah kimsenin başına vermesin.” diye konuştu. Bu tercihlerin zor olduğunu ve ileriye yönelik garanti talepleri de bulunduğunu aktaran Bakan Fidan, bunların da zor olduğunu ve Türkiye’nin iki yan arasında görüşmelerin kolaylaştırılmasına devam ettiğini dile getirdi. Fidan, İstanbul’un hane sahipliği yapmaya yine amade olduğunu kaydederek, geçen yaz 3 devir görüşmeye hane sahipliği yaptıklarını hatırlattı. Bu görüşmelerde tutsak değişimi ve öbür insani hususlar konusunda fazla ciddi mesafeler kat edildiğini anımsatan Fidan, “Bugün devam eden görüşmelerin de zeminini hazırladı. Biz bu olumlu rolü oynamaya hazırız. Bakın şu anda Karadeniz savaşın bir uzantı alanı haline geldi. Savaş Karadeniz’de yaygınlaştı. Şu anda Karadeniz’de ticari gemiler, tankerler vuruyorlar. Yani cenk devam ederse öbür yerlere de Avrupa’nın öbür yerlerine de yayılacak. Yani Allah korusun artık burada durması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP

300x250r
300x250r