Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 80. Genel Kurulu için gittiği New York’ta ve akabinde Washington’da ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmenin dönüşünde açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, aralarında Habertürk TV’den Sena Alkan’ın da bulunduğu gazetecilerin sorularını yanıtladı. REKLAM Soru: Başkan Trump’la tarihi olarak nitelendirilebilecek bir görüşme gerçekleştirdiniz. Bu görüşmenin Türk-Amerikan ilişkilerinin bundan sonraki seyrinde nasıl bir karşılığı olacağını düşünüyorsunuz? Bir de dışarıda ilk gördüğümüz atmosfer fazla sıcak, pozitif ve yapıcıydı. İçeride kafa başa görüşmelerde detay ve teknik konulara girdiğinizde umumi hava nasıl seyretti? Cumhurbaşkanı Erdoğan: Ben bilhassa sizlere teşekkür ediyorum. Beyaz Saray’da Sayın Trump ve heyeti tarafından gayet iyi ağırlandık. Washington’dan memnun ayrılıyoruz. Atılan çamurlarla kirletilemeyecek kadar güzel bir ziyaretti. Sayın Başkan’la samimi, yapıcı ve verimli bir atmosferde görüşmelerimizi gerçekleştirdik. Zaten Sayın Trump ile ilişkimiz, malum geçmişten bu yana fazla iyi. İlk döneminde farklı bir diyaloğumuz vardı, o devam ediyor. Bu hal inanıyorum ki; Türk-Amerikan ilişkilerine de olumlu yansıyacak. Bugüne kadar, dostlarımızla konuşurken açık, net ve ilkeli bir lisan kullandık ve kullanıyoruz. Sayın Trump da aleni konuşmayı seven, düşüncelerini perdesiz dillendiren bir siyasetçi. Amerika ile ilişkilerimizi, karşılıklı saygı temelinde ilerletiyoruz. Tek görüşmeyle her meseleyi halletmek, tabii ki olası değil. Fakat bu temas, birçok konuda anlamlı ilerleme sağlamamıza yol açtı. İki ülkenin ticaret hacmi de potansiyeli de ortada. 100 milyar dolarlık ikili ticaret hedefimiz var. Liderler olarak bunu harekete geçirecek politik iradeye sahibiz. Görüşmemizde ticaret ve yatırımların yanı dizi Gazze’deki insani felaketi ve Suriye konusunu da ele aldık. Sayın Trump’ın küresel sulh vizyonunu ben de destekliyorum. Akan kanın durması noktasında iki tarafta da bir mutabakat söz konusu. İnşallah bu konuda da kısa sürede bir açılım sağlarız. Yemekte de tüm bu konuları her yönüyle ele alma fırsatını bulduk. Gerek şahsım, gerek bakan arkadaşlarımla beraber bunları değerlendirdik. REKLAM Türkiye ile ABD arasında nükleer pakt Haberi Görüntüle “TRUMP’LA YAPTIĞIMIZ TOPLANTIDA YAPICI YAKLAŞIMI GÖRDÜK” Soru: Gazze konusunda Birleşmiş Milletler’de fazla önemli bir konuşma yaptınız. Bugün de Trump’la görüştünüz. Trump görüşmeden önce, sadece rehinelerden bahsetti. Daha önceki konuşmalarında da hep rehinelerden bahsediyor. Baş başa yaptığınız görüşmede, Gazze’de akan kanı, ölen çocukları, açlığı kendisine anlattınız mı? Hatırlattınız mı? “Durdurulması lazım” dediniz mi? Gazze bağlamında nasıl bir görüşme oldu? Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sayın Trump ve bölgemizdeki bazı ülkelerin liderleriyle yaptığımız toplantılar hep verimli geçti. Bugün Trump’la yaptığımız toplantıda da bu yapıcı yaklaşımı gördük. Gazze’deki katliamları sonlandırma iradesinin ortaya konulması açısından buluşmamız fazla çok önemliydi. Sayın Trump toplantıda Gazze’deki çatışmaların son bulmasını, kalıcı barışa ulaşmanın gerekliliğini anlatım etti. Biz de Gazze’de ve Filistin’in tamamında önce ateşkese, sonra da kalıcı barışa nasıl ulaşılabileceğini anlattık. Orada bir anlayış birliği oluştu. Beyaz Saray’daki görüşmemiz, New York’taki toplantımızın devamı niteliğindeydi. İki devletli çözümün bölgede kalıcı barışı sağlayacak formül olduğunu, mevcut durumun sürdürülemeyeceğini anlatım ettik. Sayın Trump da mevcut durumun böyle devam edemeyeceğinin farkında. Türkiye olarak temel hedefimiz, Gazze’deki katliamların bir lahza önce sona ermesidir. Çocukların, kadınların ve masum sivillerin hayatını kaybettiği bir tabloyu emniyet gerekçesiyle açıklamak olası değildir. Kimsenin şüphesi olmasın, Gazze’ye kalıcı ve adil sulh gelene kadar bu meseleyi gündemde tutmaya devam edeceğiz. Bunun için elimizden ne geliyorsa yapıyoruz ve yapacağız. REKLAM Cumhurbaşkanı Erdoğan Donald Trump ile bir araya geldi Haberi Görüntüle “İSRAİL İŞLEDİĞİ İNSANLIK SUÇLARIYLA YALNIZLAŞMAYA BAŞLADI” Soru: Birleşmiş Milletler’de gözlemledik ki; İsrail giderek yalnızlaşıyor. Sizin Genel Kurul’daki konuşmanızda gösterdiğiniz fotoğraflar da yaşananları tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. İki soru soracağım. Bir, siz o fotoğrafları görünce ne hissettiniz? İki, bu zulmün, İsrail’in iyice yalnızlaşması ve Amerika’nın bu durumdan ziyan gördüğünü fark etmesiyle durmasının olası olabileceği görüşüne katılıyor musunuz? Cumhurbaşkanı Erdoğan: Genel Kurul’da bir kere daha gördük ki; İsrail zulmüyle, işlediği insanlık suçlarıyla artık yalnızlaşmaya başladı. Sözün bittiği yerde fotoğraflar bizim hislerimize tercüman oluyor. Bir deri bir kemik kalmış çocuğun ayakları her şeyi dile getiriyor. O yavrunun işler acısı hali bir yandan zalimleri işaret etti, bir yandan zulme seyirci kalanlara esaslı bir hakikat tokadı indirdi. Yıkıntılar arasındaki insanlar, ellerinde kovalarla, tencerelerle bir kap yemek alabilmek için bakan çaresiz gözler, bize Gazze’yi anlattı. İşte o kareler bize, “duramazsın”, “dinlenemezsin”, “yorulamazsın” dedi. Biz de anlatıyoruz, çare arıyoruz, onlara yardım için çabalıyoruz. Çok şükür, adaleti ve vicdanı savunanlar olarak bugün dünden daha güçlüyüz. Filistin Davası, bugün dünden fazla daha biliniyor. Vicdanlı insanların tüm çığlıkları, İsrail’i bugün dünden fazla daha rahatsız ediyor. Bakınız bir avuç ülkenin dışında İsrail’in yanında duran artık mevcut mı? Artık kimin haklı, kimin haksız, kimin mazlum, kimin zalim olduğunu gördükleri için bu tablo ortaya çıktı. Biz, “İki devletli çözüm” dediğimizde, duymazdan gelenler, artık bizimle aynı safta yer alıyor. Gazze’nin çocukları için, Kudüs’ün onuru için, Mescid-i Aksa’nın haysiyeti için konuşuyoruz. Bunca katliama, soykırıma, insan hakları ihlallerine imza atanlar hem hukuk, hem tarih önünde hesap verecek. O gün geldiğinde tıpkı bugün olduğu gibi Gazze, Filistin toprağı olacak ve bu yaralar sarılacak. Doğrusu ben buna inanıyorum. İNGİLTERE VE FRANSA’NIN FİLİSTİN’İ TANIMA KARARI Soru: İngiltere ve Fransa, Filistin’i tanıma adımı attırlar fakat bundan sonra, buna enlem bir politik yaklaşım gösterecekler mi? Yoksa Hamas’ı silahsızlandırıp, bertaraf etme hedefinde ısrarcı olacaklar mı? REKLAM Cumhurbaşkanı Erdoğan: Bu tanıma kararları, bir mana taşıyor. Zulmün karşısında tarafsız kalmak, aslında zalimi cesaretlendirir. Bu kararların tam anlamıyla amacına ulaşmasının yolu, İsrail’e yönelik uluslararası baskıyı artırmaktan geçiyor. İsrail’i iki devletli çözüme yaklaştıracak formül, uluslararası toplumun, hukukun, sivil toplum kuruluşlarının, kanaat önderlerinin bir ve beraber tutum takınmalarıdır. Netanyahu ve katliam şebekesi ne derse desin, ümit hep vardır. İşte Filistin’i tanıyan tüm ülkelerde zalimlerin boğuk sesi, mazlumların çığlığını bastırmakta yetersiz kalıyor. Zannetmesinler ki yıkıntılar arasında Özgür Filistin hayalleri kuran çocuklar yalnız… Değil. Ülkeler, liderler ve en önemlisi halklar, onları görüyor, duyuyor, biliyor. Nitekim bu yıl, Filistin’le ilgili ana salonda yapılan toplantı önemlidir. Benim 13 yıldır geldiğim Birleşmiş Milletler toplantılarında böyle bir doruk olmamıştı. Macron’un yönettiği, Suudi Arabistan temsilcisinin bulunduğu o toplantı, o salondaki katılım, ilk kere bu denli yüksek, bu denli heyecan doluydu. Filistin’i tanıma iradesi gösteren devletler, “adalet hala var, vicdan hala susmadı” mesajını fazla güçlü bir şekilde ortaya koydu. Artık, diplomatik olarak tanımanın da gerekleri yapılmalı ve bu devletin mazlum, mağdur halkının yanında yer almalılar. Birlikte Filistin’i bu zulüm ve soykırım karanlığından inşallah kurtaracağız. Çünkü Filistinli çocuklar, kadınlar, erkekler dünyanın öbür bölgelerindeki insanlar kadar yaşama hakkına sahipler. “BARIŞ ODAKLI YOL HARİTALARI İNŞA EDİYORUZ” Soru: Türkiye, geniş bir coğrafyada çatışmaların sona erdirilmesi, barışın tesis edilmesi için aka sorumluluk almış durumda. Yine Türkiye, dünyada en fazla insani yardım yapan ülkelerden biri. Özellikle Filistin, Suriye ve Ukrayna gibi kriz bölgelerinde önümüzdeki dönemde Türkiye’nin atacağı yeni adımlar nelerdir? Cumhurbaşkanı Erdoğan: Öncelikle bizim hariç politikamız sulh temellidir. Barış odaklı yol haritaları inşa ediyoruz, adımlarımızı da ona göre atıyoruz. Çünkü adil bir barışın kaybedeninin olmayacağına inanıyoruz. Savaşlar, çatışmalar, gerginlikler dünyaya insan, zaman, aynı zamanda da kaynak kaybettiriyor. Ukrayna-Rusya savaşını ele alalım. Sizce orada sadece bu iki ülke mi kaybediyor? Herkese kaybettiren bir süreç mevcut orada. Savaş böyle. Biz bu gerçeği bildiğimiz için savaşların yerini sulh, çatışmaların yerini huzur ve istikrar alsın, istiyoruz. Tabii savaşları başlatmak kolay, fakat bitirmek zor. Bu nedenle öncelikle çevremizdeki çatışma alanları olmak üzere tüm bölgelerde sulh için gayret gösteriyoruz. Çabalarımızın beyhude olmadığını aldığımız neticelere bakılırsa görmek mümkün. Karadeniz Tahıl Koridoru, tutsak takasları, İstanbul müzakereleri bu sonuçlardan bazıları… Akan kan durana kadar, biz Türkiye olarak mücadelemize devam edeceğiz. REKLAM “TÜRKEVİ BİR DİPLOMASİ MERKEZİDİR” Soru: Türkevi bu yıl da adeta alternatif bir Birleşmiş Milletler noktasına dönüşmüş durumda. Bu kapsamda Türk Devlet Teşkilatları çerçevesinde fazla sayıda devlet ve hükümet başkanı, Türkevi’ne gelerek orada görüşmeler gerçekleştiriyor, siz de orada kabul ediyorsunuz. Türkevi’nin orada bulunması Türkiye’nin küresel arabuluculuktaki rolünü nasıl güçlendiriyor? Bir de bu diplomasi trafiğinin Filistin meselesi gibi küresel sorunlara etkisi hakkında ne düşünüyorsunuz? Cumhurbaşkanı Erdoğan: Türkevi’miz her gelişimizde gerçekten bizim göğsümüzü kabartıyor. Dostlarımızı en iyi şekilde ağırlayarak aka devlet olmanın gereğini New York’ta yerine getiriyoruz. İyi ki Türkevi’ni bu şekilde inşa etmek suretiyle tarihe bir damga vurmuş olduk. “Artık bizim Amerika’da böyle tüm dostları ağırlayabileceğimiz bir yerimiz var” diyebiliyoruz. Türkevi, bir diplomasi merkezidir ve dünyanın gündemindeki en önemli konuları burada ele alabiliyoruz. Çözümün, adaletin ve kalıcı barışın nasıl tesis edilebileceğini burada dile getiriyoruz. Bu diplomasi trafiği sadece sözde değil, sahada ve masada çözüm üreten bir Türkiye portresi ortaya koyuyor. Buradaki diplomasi trafiği, Türkiye’nin daimi artan etkinliğinin bir göstergesi. Sözümüzün gücü arttıkça, meselelerin çözümündeki rolümüz de genişliyor. Bütün bunlar yerinde durarak olmuyor. Çalışacak, temas kuracak, etkinliğinizi artırmak için hamleler yapacaksınız. Tabii tüm bu adımları atmak, bu hamleleri yapmak, sizi muhataplarınız karşısında da fazla daha güçlü hale getiriyor. Hamdolsun burada gerek devlet ve hükümet başkanlarıyla yaptığımız görüşmeler, gerek amel adamlarıyla yaptığımız müzakereler, Türkiye’yi onlar karşısında fazla daha farklı bir konuma getiriyor ve birçok şeyleri biz onlardan da dinleme imkanını buluyoruz. REKLAM “SURİYE HÜKÜMETİNİN ULUSLARARASI MEŞRUİYETİ ÇOK ÖNEMLİYDİ” Soru: BM konuşmanıza değinmiştiniz. İsrail sadece Gazze değil, Suriye, Yemen, Lübnan ve İran’da da muhtelif saldırılar gerçekleştirerek bölge barışını tehdit eden adımlar atıyor. Özellikle Suriye’ye yönelik saldırılar 8 Aralık sürecine ziyan veriyor. Terör gruplarını da bölgede bir yandan cesaretlendiriyor. 58 yıl aradan sonra Suriye, BM’de yer aldı ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara oturumda konuşma yaptı. Siz de Türkevi’nde Sayın Şara ile görüştünüz. Suriye’nin toprak bütünlüğü ve yarınına dair neler söylemek istersiniz? Cumhurbaşkanı Erdoğan: Gerçi ben Sayın Şara’nın konuşmasını dinleme fırsatı bulamadım, fakat dinleyen arkadaşlardan bilgi aldım. Kendileri de Şara’nın konuşmasını fazla çok iyi bulduklarını anlatım ettiler. İsrail saldırganlığının, Filistin ile sınırlı kalmayacağını, bölgemizde de yansımaları olacağını daha önce söylemiştim. İsrail’in İran, Lübnan, Yemen ve Suriye’de pervasız saldırılarına tanık olduk. Suriye’de hem İsrail tarafından yapılan fiili saldırıları, hem de Suriye’nin sulh ve istikrar gayretlerini baltalama girişimlerini gördük. Suriye Cumhurbaşkanı Ahmet Şara ile New York’ta son durumu, Türkevi’mizde ele aldık. Bu yıl Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na katılmaları Suriye hükümetinin uluslararası meşruiyeti için fazla çok önemliydi. Suriye ekonomisinin ve altyapısının yeniden ayağa kalkması da fazla önemli. Suriye ile her alanda amel birliği projeleri geliştiriyoruz, her zaman Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne ehemmiyet veriyoruz. Araplar, Türkmenler, Kürtler, Sünniler ve Nusayriler, Dürziler, Hristiyanlar… Yani tüm kimlikleriyle Suriyelilerin yan yana sulh içinde yaşadığı bir ülke istiyoruz. Suriye yönetimi de bizimle aynı duyguları paylaşıyor. Bunu dinamitleyecek hiçbir girişime göz yummayız. Terör örgütlerinin Suriye’nin geleceğinde yeri yoktur, olamaz. Uluslararası toplum da Suriye’de sulh ve istikrar için adımlar atmalı. Bölgedeki terör örgütlerini cesaretlendirici faaliyetlerden uzak durmalı. Özellikle Suriye’ye yönelik yaptırımların kaldırılmasını da fazla fakat fazla önemsiyoruz. REKLAM “TÜRKİYE VE MISIR BÖLGEMİZİN İKİ ÖNEMLİ ÜLKESİ” Soru: Mısır ile Türkiye arasında kurulan iyi ilişki, hatta 13 yıl aradan sonra iki ülkenin Deniz Kuvvetlerinin şu sıralarda Akdeniz’de ortaklaşa tatbikat yapıyor olması, acaba Türkiye ile Libya arasındaki deniz yetki anlaşmasının bir benzerinin Mısır’la da olabileceğinin bir işaret mi? Aynı zamanda Türkiye-Libya-Mısır yakınlaşması acaba İsrail ve Yunanistan cephesinde nasıl yankı bulur bu bağlamda? Yine buna ilave olarak KIZILELMA insansız cenk uçağının inip kalkacağı, inşasına yeni başlanan ikinci uçak gemimizin ne zaman donanmaya katılacağı belli mi? Cumhurbaşkanı Erdoğan: Libya’da çatışan iki yan arasında Türkiye’nin arabuluculuğuyla sağlanan barış, sadece Libya halkı için değil, tüm bölge için bir ümit kaynağı olmuştur. Mısır ile kurduğumuz iyi ilişkiler ve 13 yıl aradan sonra Deniz Kuvvetlerimizin Akdeniz’de beraber tatbikat yapması Türkiye’nin bölgesel barışta ve güvenlikte oynadığı rolün somut göstergesidir. Türkiye ve Mısır bölgemizin iki önemli ülkesi. Son yıllarda ilişkilerimizdeki ilerleme tarihi seviyelerde. Bu amel birliği alanlarını artırmak için çalışıyoruz. Türkiye’nin kimsenin hakkında, egemenliğinde gözü yoktur. Ancak kendi adalet ve menfaatlerini de korumakta kararlıdır. Akdeniz’deki kaynaklar konusunda yaklaşımımız nettir. Biz bu kaynaklardan payımıza düşeni alır, kazan kazan ilkesiyle de komşularımızla beraber amel yaparız. Türkiye’nin bu kararlı duruşu bölgede hesapların yeniden yapılmasına sebep oluyor, Türkiye artık masada söz sahibi, karar müşteri ve cihet verici bir güçtedir. Uçak gemimizin yapımıyla ilgili çalışmaya gelince, bu konunun sorumluluğu, mesuliyeti birinci derecede Deniz Kuvvetleri Komutanımıza aittir ve bilhassa de Milli Savunma Bakanımız Yaşar Güler de işin takibini yapıyor. Zaman olarak “şu zaman bitecek” diye bir anlatım kullanırsak bu biraz abartılı olur. Ama herhalde 1-2 yıl içerisinde inşallah gemimizi bitireceğiz. REKLAM Soru: Sayın Cumhurbaşkanım, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için bilhassa son yıllarda fazla gayret sarf eden bir lidersiniz. Orada 19 Ekim’de bir seçim mevcut ve siz her fırsatta, her platformda Ada’da iki devletli çözüm önerisini vurguluyorsunuz. 19 Ekim’deki seçim sonuçlarına göre Türkiye’nin Kıbrıs politikası değişebilir mi? Cumhurbaşkanı Erdoğan: Kıbrıs konusunda zihnimiz de politikamız da net. Federasyon defteri bizim için artık kapanmıştır. Kimse sözcük oyunlarıyla bizi yeniden federasyon tartışmalarına çekemez. Kıbrıs Türkü Ada’da azınlık olmayı asla kabul etmeyecektir. Tek gerçekçi çözüm Ada’da iki ayrı devletin varlığının kabulüdür. Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna hitabımızda bunu zaten aleni açık dile getirdik. Tavrımızı orada bir kere daha ortaya koyduk; tüm dünyaya ilan ettik. Bu duruşumuzun değişmesini beklemek yanlış olur. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti seçimleri hayırlara vesile olsun istiyoruz. İnanıyoruz ki; Kıbrıs Türk halkı en doğru, en isabetli tercihi yapacaktır. Anavatan ve garantör olarak, Kıbrıs Türkü kardeşlerimizi asla yalnız bırakmayız. Soru: Geçen yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı konuşmanızda iç cephe vurgusu yapmıştınız. “İç kalemizde gedik açılırsa bunu toparlamak meşakkatli olacaktır. Hepimiz bedel öderiz. Milletini seven, kendini bu topraklara ait hisseden kimsenin kaybetme iklimine fırsat vermeyeceğine inanıyorum” demiştiniz. Geçtiğimiz 1 yılda dünyada savaşlar ve gerilim noktaları daha da arttı. Siz bu noktada muhalefete iç cephe konusunda nasıl bir mesaj vermek istersiniz? Cumhurbaşkanı Erdoğan: Benim o ifadem fazla çok kararlı bir duruşun yansıması, tespitiydi. İç cephe vurgumuzla ülkemizin her alanda güçlenmesi, birlik ve beraberliğin kuvvetlendirmesi ihtiyacını anlatım ettik. Nitekim sonrasında başlatılan “Terörsüz Türkiye” girişimiyle bu süreç devam etti. İnşallah ülkemiz “Terörsüz Türkiye” hedefine ulaşacak ve geleceğe daha güçlü bir şekilde yürüyeceğiz. Milletimizi bölen, ayrıştıran, kardeşliğimizi zedeleyen her girişim, aslında bizi içerden yıkmaya çalışan güçlere hizmet ediyor. Biz buna asla ruhsat vermeyeceğiz. Bizim iç cephemiz güçlü olursa dışarıda kimse bize diz çöktüremez, bize dayatmalar yapamaz. Ülkemizi sadece iç cephe konusunda değil, şu anda her alanda güçlendiriyoruz. Savunma sanayi, teknoloji hamleleri, iktisat ve daha birçok alanda atılımlarımızı, artırarak devam ettireceğiz. Bizden sonraki nesillere tam müstakil ve müreffeh bir Türkiye bırakmakta kararlıyız.
EKONOMİ
Az önceEKONOMİ
1 saat önceTEKNOLOJİ HABERLERİ
6 saat önceEKONOMİ
12 saat önceGAZİANTEP GÜNDEMİ
14 saat önceGAZİANTEP GÜNDEMİ
16 saat önceEKONOMİ
17 saat önce
1
Atina’da Tarım Bakanlığı şubesine bombalı saldırı
2350 kez okundu
2
Gazze’de yaşanan insani felaket dış basında
2008 kez okundu
3
ABD nükleer silah testleri yapacak
1959 kez okundu
4
İsrail, yardım bekleyen Filistinlilere ateş açtı
1908 kez okundu
5
Çin’den 2 stratejik silah: DF-5C ve LY-1
1896 kez okundu